Connect with us

MEDYA

Cumhuriyet sert kayaya çarptı

Published

on

Tartışma, Balçiçek İlter'in sunduğu “Karşıt Görüş” tartışma programının 29 Ekim'de yayınlanan bölümünde başladı.

Programının konuklarından CHP üyesi Koray Çalışkan ve MHP milletvekili Sinan Oğan, son 12 yılın Cumhuriyet tarihindeki en kötü dönem olduğunu belirterek, Cumhuriyet kazanımlarının kaybedildiği bir felaket sürecinin yaşandığını iddia etti. Bunun üzerine Türkiye gazetesi yazarı Ceren Kenar, “Madem böylesi bir felaket dönemindeyiz, neden AKP her seçimde oylarını arttırıyor?” diye bir soru sordu.

Sinan Oğan, “Ceren Hanım, Goebbels'i tanıyor musunuz” ifadeleriyle bu soruya yine soruyla karşılık verdi.

Ceren Kenar ise gülerek “Biliyorum kim olduğunu, şahsen tanışmadık” şeklinde cevap verdi. Fakat Cumhuriyet gazetesi bu diyalogdan yola çıkarak “Yeni Türkiye'nin yeni gazetecisi (!)” manşeti ile “Bilirim ama henüz tanışmadım” sözlerini büyük bir “gaf” olarak niteledi. Ceren Kenar bu manşet üzerine köşesinden Cumhuriyet gazetesinin Goebbels'i Türkiye ile nasıl tanıştırdığını anlatan bir yazı kaleme aldı.

CUMHURİYET GAZETESİ ARŞİVLERİNDEKİ GOEBBELS'İ YAYINLADI

Ceren Kenar Türkiye Gazetesi'ndeki bugünkü, “Bizi Goebbels ile tanıştıran Cumhuriyet azetesi…” başlıklı yazısıyla gazetecilikte yeni de olsa kolay yutulur lokma olmadığını ortaya koydu.

Ceren Kenar, kendisine yönelik sosyal medyadaki linç hareketi için, “Bu haberden sonra başlayan, sosyal medyada olmayan bir gaf üzerinden terbiyesizce nefret saçan içlerinde gazetecilerin, milletvekillerinin de olduğu bir ilkel kabilenin linç faaliyetini ve patetik ruh hallerini de geçelim” ifadeleri ile yanıtladı.

Sonra konuya giren Ceren Kenar, “Ben 'Yeni Türkiye'nin yeni gazetecisi (!)' olarak Goebbels'i tanımam ama bilirim. Cumhuriyet 'gazetesi' ise 'Eski Türkiye'nin eski gazetesi' olarak hem bilir Goebbels'i ve şürekasını, hem de yakından tanır. Gazetenin faşistler ve Naziler ile ibretlik teşrik-i mesaisi sır değildir. Bunu açalım…” diyerek yazısını cumhuriyet gazetesinin arşivlerinden çıkardığı nüshalarla süsledi.

İŞte Ceren Kenar'ın “Bizi Goebbels ile tanıştıran Cumhuriyet azetesi…”  başlıklı yazısının tamamı:

29 Ekim 2014, Habertürk, Karşıt Görüş programı. Programın konuklarından CHP üyesi Koray Çalışkan ve MHP milletvekili Sinan Ogan, son 12 yılın Cumhuriyet tarihindeki en kötü dönem olduğunu belirterek, Cumhuriyet kazanımlarının kaybedildiği bir felaket sürecinde olduğumuzu iddia ettiler. Bunun üzerine bu iki şahsa “Madem böylesi bir felaket dönemindeyiz, neden AK Parti her seçimde oylarını arttırıyor?” diye bir soru sordum. Sinan Ogan, “Ceren Hanım, Goebbels'i tanıyor musunuz” diyerek bu soruya bir soruyla cevap verdi. “Biliyorum kim olduğunu, şahsen tanışmadık” diyerek bu soruya gülerek cevap verdim.
Tam ifade bu. Kelimesi kelimesine.

Bir küçük Türkçe dilbilgisi notu: Tanışmak işteş bir fiildir. Yani, birden fazla özne tarafından aynı zamanda ve karşılıklı olarak yapılan bir eylemdir. Dolayısıyla Goebbels ile tanışmam mümkün değildir, şahsen tanımadığım doğrudur. Ancak Goebbels'i bilirim.

Allah'tan bu konuda bir kanıtım da var. 07/12/2013 (yani neredeyse bir sene önce) yazdığım “Russia Today: Son Sürüm Pravda” başlıklı yazımdan bir alıntı: “Nazi rejiminin meşhur Propaganda Bakanı Joseph Goebbels'in Hitler'den ilhamla geliştirdiği “büyük yalan” stratejisi şunu tavsiye eder: “Eğer yeterince büyük bir yalan söylersen ve bu yalanda ısrarcı olursan, insanlar nihayetinde sana inanmaya başlayacaktır.”
Sinan Ogan'ın yersiz sorusuna verdiğim bir esprili cevabı (kabul ediyorum hayatımda yaptığım en başarılı espri bu değildi) ve bu diyaloğu 3 yaşındaki bir çocuğa anlatır gibi, tane tane neden anlattığımı merak edenler varsa, muhtemelen programın ertesi günü yaşanan curcunayı kaçırmış demektir.
Her şey Cumhuriyet “gazetesinin” bu diyalogdan yola çıkarak “Yeni Türkiye'nin yeni gazetecisi (!)” manşeti ile bir haber yapması ile başladı. Haberin devamı şöyle: “Habertürk'te yayınlanan ve Balçiçek İlter’in yönettiği ‘Karşıt Görüş’ programının konukları kendisini Orta Doğu Uzmanı diye tanımlayan Türkiye Gazetesi Yazarı Ceren Kenar ile MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan'dı. Programda Sinan Ogan, Ceren Kenar’a dönüp ‘Goebbels’i bilir misin’ deyince, Ceren Kenar’ın ‘Bilirim ama henüz tanışmadım’ diyerek büyük bir gafa imza attı. 1897-1945 yılları arasında yaşayan Dr. Paul Joseph Goebbels, Alman Faşist Diktatör Adolf Hitler'in en yakın arkadaşlarından biri ve en sadık yandaşıydı. Hitler Almanyası'nda, 1933 ile 1945 yılları arasında Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı yapmıştı.”
Ağzımdan çıkmayan “henüz” sözcüğünü ekleyerek ve yaşanan hadiseyi “büyük bir gaf” olarak niteleyerek Cumhuriyet “gazetesinin” yapmaya çalıştığının bir itibarsızlaştırma ve küçük düşürme girişimi olduğu aşikâr. Lakin keşke beni küçük düşürmeye çalışırken Cumhuriyet “gazetesi”, kendisini bu kadar küçük ve acınası duruma düşürmeseydi. Karşı kamptan gördüğü bir gazeteciye karakter suikastı yaparken böylesi saçma sapan bir manipülasyondan medet ummasaydı. Beni Goebbels'i bilmemekle suçlarken, kendisinin Goebbels'i ne kadar iyi bildiğini kanıtlamasaydı. Yalanla propaganda faaliyetinde ne kadar mahir olduğunu göstermeseydi. Neyse bunu geçelim…
Bu haberden sonra başlayan, sosyal medyada olmayan bir gaf üzerinden terbiyesizce nefret saçan içlerinde gazetecilerin, milletvekillerinin de olduğu bir ilkel kabilenin linç faaliyetini ve patetik ruh hallerini de geçelim.
Ve sadede gelelim. Yani manşete, “Yeni Türkiye'nin yeni gazetecisi(!)” ifadesine.
Ben “Yeni Türkiye'nin yeni gazetecisi (!)” olarak  Goebbels'i tanımam ama bilirim. Cumhuriyet “gazetesi” ise “Eski Türkiye'nin eski gazetesi” olarak hem bilir Goebbels'i ve şürekasını, hem de yakından tanır. Gazetenin faşistler ve Naziler ile ibretlik teşrik-i mesaisi sır değildir. Bunu açalım…
CHP, Hitler’in ellinci doğum gününü kutlamak için Türkiye’den Berlin’e özel bir heyet gönderdi. Cumhuriyet gazetesinin sahibi ve başyazarı, aynı zamanda CHP Muğla Mebusu Yunus Nadi'nin yanı sıra Orgeneral Ali Fuat Cebesoy, Asım Gündüz, Yunus Nadi ve Falih Rıfkı Atay da vardı. Cumhuriyet gazetesi, CHP heyetinin, Hitler tarafından “pek samimi bir şekilde” karşılandığını not düştü. Ziyarette Goebbels ile de tanışıldığını Falih Rıfkı Atay'ın kitabından öğreniyoruz. Tabii başka detayları da… “Kendisi ortada yapayalnızdı. İkincisi Georing beş on adım, üçüncüsü Goebbels de bu sonuncudan beş on adım geride durmuşlardı. Hitler Romanya heyetine reislik eden Dışişleri Bakanını, verdiği işi iyi yapmayan bir hususi kalem müdürü gibi paylıyordu.?.. Sıra bizim heyete geldi. Mavi gözlerinin bakışları yumuşak ve tatlı: ‘Atatürk bir millet bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi kendisini kurtaracak olan vasıtaları yaratacağını öğreten liderdir. Onun birinci talebesi Mussolini, ikinci talebesi benim' demişti.”?

Bir dipnot düşelim. Böyle düşünen sadece Hitler değildi. Dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt da aynı fikirdeydi, “Zamanımızın bir Alman tarihçisi gerek nasyonal sosyalizmin ve gerek faşizmin, Mustafa Kemal rejiminin az çok değiştirilmiş birer şeklinden başka bir şey olmadıklarını söylüyor. Çok doğrudur. Çok doğru bir görüştür. Kemalizm otoriter bir demokrasidir ki, kökleri halktadır. Türk milleti bir piramide benzer. Tabanı halk, tepesi yine halktan gelen baştır ki, bizde buna şef denir. Şef otoritesini yine halktan alır. Demokrasi de bundan başka bir şey değildir.”

Cumhuriyet “gazetesi” Hitler'e gösterdiği teveccüh ve övgüyü faşist diktatör Mussolini'den de esirgemeyecekti. Başvekil İsmet İnönü'nün 1932 yılında İtalya'ya gerçekleştirdiği ziyaret “şerefine” “Kemalist Türkiye'den Faşist İtalya'ya Selam!” manşeti atan Cumhuriyet'in başyazarı Yunus Nadi, o gün şu satırları yazacaktı:? “İtalya’da İtalyan milletini asrın en mütekâmil bir cemiyeti hâline yükselten faşizmin gittikçe artan takdirlerine ve muhabbetlerine mazhar olmaktan kuvvet buluyorduk… Zâhirde hatta biraz hissi bile görünebilecek olan bu mütekabil itimat ve muhabbettir ki, Büyük İtalyan milleti ile inkılâpçı ve behemehal teceddüt ve itilâya azimkâr Türk milleti arasında en sağlam bir dostluğa müntehi olmuş oldu. Başvekilimizin Roma’yı ziyareti bu büyük dostluğun pek tabii bir neticesi olduğu kadar onu en samimi ve en parlak şekilde tes’it edecek bir tezahürdür de…”

Bu örneklerin sayısı arttırılabilir. Uzun süre İnönü ve Atatürk yandaşlığı ile Hitler ve Mussolini propagandası yapan Cumhuriyet gazetesi, bir noktada hükümetin 2. Dünya Savaşı politikasından ayrı düşmüş ve  Hitler ve Mussolini yanlısı tutumu sebebiyle Bakanlar Kurulu 11 Ağustos 1940 tarihinden itibaren 90 gün süreyle kapatılmıştı.
“Yeni Türkiye'nin yeni gazetecisi” olarak “Eski Türkiye'nin eski gazetesinin” hakkını teslim etmem lazım. Gerçekten de bu ülkeyi Nazizm ve Faşizm ile, Hitler, Mussolini ve Goebbels ile siz tanıştırdınız. Üzgünüm ama bundan dolayı size müteşekkir değiliz.

3.11.2014

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir