Connect with us

Güncel

Cumhurbaşkanı’ndan BOMBA gibi açıklamalar

Published

on

“Yerlilik ve millilik” konusundaki açıklamaları çok tartışılan Cumhurbaşkanı Erdoğan Saray'daki 11. Muhtarlar Toplantısı'nda yaptığı konuşmada yine çok tartışılacak bomba gibi açıklamalar yaptı. “Yerlilik ve millilik” tartışmasında AKP dışındaki tüm siyasi yapılanmaların boy hedefi haline gelen Erdoğan, bu kez hedef küçülttü ve isim vermeden bu sözlerinin asıl muhattabının PKK ve HDP olduğunun sinyallerini verdi.
Erdoğan konuşmasında PKK militanları için kurulan tüm taziye evlerinin birer cephanelik olduğunu da iddia etti. Erdoğan, “Yerlilik ve millilik” tartışmasına açıklık getirmeye çalışırken yine çok tartışılacak bir ifade kullandı ve “Allah'a kim daha yakınsa en üstün odur” dedi. Erdoğan bu sözleri ile”yerlilik ve millilik” gibi izafi tartışmaya bir yenisini daha eklemiş oldu. Anlaşılan o ki, önümüzdeki günlerde siyaset ve bilim dünyası “Allah'a yakınlığı” tartışacak.
İşte Erdoğan'ın ülkede ve siyasette bomba gibi infial yaratacak konuşmasından satırbaşları:

‘YERLİ VE MİLLİ MİLLETVEKİLİ’ TARTIŞMASI
Terör örgütü sadece ülkenin değil aynı zamanda milletimizin tüm fertleriyle birlikte Kürt kardeşlerimizin düşmanıdır. İstanbul’daki mitingimizde yerli olmanın, milli olmanın üzerine durmuştum. Bunun üzerine birileri yerli kimdir, millilik nedir gibi tartışmalar başlattı. İşte şimdi buraya söylüyorum. Benim bölgede ve ülkemizin dört bir yanında yaşayan her vatandaşım gibi, Kürt kardeşlerim de Zaza kardeşlerim de yerlidir, millidir, bu vatanın bu ülkenin öz evladıdır.
Tıpkı Türk, Türkmen kardeşlerim, Arap, Boşnak, Laz roman kardeşlerim gibi. Terör örgütüyle bir defa burada çok büyük farklılıklar var. Çünkü o vatandaşlarım benim, bu ülkenin değerleriyle hemhal oluyorlar. Diyorlar ki ben her ne kadar Kürtsem, ben vatanımı seviyorum, bayrağımı seviyorum, devletimi seviyorum. Ama terör örgütü kendilerini nasıl gösterirlerse göstersinler, yerli değildir, bu ülkenin bu milletin bir parçası asla değildir.
Ülkemizin kazanımlarına kast edenler, bu ülkeye ait değildir. İsterse parlamentonun içinde olsun.
“KİMİ ALDATIYORSUNUZ YA?”

Hamburg’da toplantı yapıyorlar, taaa Trinidad’ın bayrağı asılı ama orada Türk bayrağı yok. Hani sizin bayrakla sorununuz yoktu? Kimi aldatıyorsunuz ya? Sizin milletle de bayrakla da vatanla da devletle de sorununuz var. Kimi aldatıyorsunuz? Bunların hepsinin farkındayız. A’dan Z’ye biliyoruz. Canileri gizlemeye çalışanlar, taşıdıkları kimlik ne olursa olsun yerli de olamazlar, milli de olamazlar.
“HALEN ÜLKEMİZ DIŞINDA YAŞAYAN MİLYONLARCA KARDEŞİMİZ VAR Kİ ONLAR DA YERLİ VE MİLLİDİR”
Terör örgütüne dolaylı destek veren yayın organlarının sahipleri de bu tavırlarıyla yerli olmadıklarını gösteriyor. Holdinglerin sahip olmak yerli ve milli dairesinde olmanızı sağlamaz. Halen ülkemiz dışında yaşayan milyonlarca kardeşimiz var ki onlar da yerli ve millidir. Buna karşılık nerede doğmuş olursa olsun, tavrıyla, tutumuyla, imkanlarıyla en önemlisi de kalbiyle bu milletten kopmuş olanları yerli ve milli olarak göremeyiz. Onlar gönülleri nereye meylediyorsa, nereye hizmet ediyorlarsa işte oraya aittirler.
Küresel sistemi bilmek, tanımak anlamak elbette gereklidir önemlidir. Asıl önemli olan bu birikimi kendi ülkeniz, milletiniz için kullanabiliyor olmanızdır.
“ALLAH’A KİM DAHA YAKIN İSE EN ÜSTÜN ODUR”

Türküm diyebilirsin bu senin en tabii hakkındır. Ama Türkçüyüm dersen ayrımcısın. Kürdüm diyebilirsin bu senin en tabi hakkındır. Ama Kürtçüyüm dersen ayrımcılık yapmış olursun. Bizi yaradan Allah ‘biz sizi kavimler halinde yarattık’ diyor. Birbirinizle iyi anlaşasınız, tanışasınız diye böyle yarattık diyor. Üstünlük kavimle değil, ırkla değil, Allah’a kim daha yakın ise en üstün odur. Mesele bu.
“YERLİLİK VE MİLLİLİK KÖKEN ÖTESİ, MEŞREP ÖTESİ, SİYASİ SINIRLAR ÖTESİ BİR ANLAYIŞTIR”

Yerlilik ve millilik köken ötesi, meşrep ötesi, siyasi sınırlar ötesi bir anlayıştır. Bunu idrak edemeyenler, ihtiyaç duyduğumuz birlik beraberlik kardeşlik iklimini zehirliyorlar. Bir kez daha söylüyorum. Eğer mesele siyasi rekabetse siyasi mücadeleyse ben bundan asla kaçmadım, kaçmam. Ömrümün 40 yılı bu mücadeleyle geçti. Burada sözünü ettiğimiz konu ise, ülkenin ve milletin bekası mücadelesidir.

“BİZE BU ÜLKEYİ DAR EDERLER”
Memleket meselesinin söz konusu olduğu yerde 78 milyon hep birlikte diğer farklılıklarımızı bir kenara bırakıp, tek kalp olarak çarpabilmeli, tek yumruk halinde hareket edebilmeliyiz. Aksi takdirde inanın bana bize bu ülkeyi dar ederler. Halbuki bizim tarihimizden, medeniyetimizden, kültürümüzden miras olarak aldığımız çok geniş bir sorumluluk alanımız var. Bunun için bölgemizde ve dünyada sesimizi duyurmamız gerekiyor. Türkiye Balkanlar’dan Asya’ya kadar uzanan çok geniş bir coğrafyanın unutmayın ümididir. Işık kaynağıdır. Görüştüğümüz zaman hep bize şunu söylüyorlar ‘ümidimiz sizsiniz. Ne olur bizi terk etmeyin’ hep söylenen bu.
“YERLİ VE MİLLİ OLMAK İÇİMİZE KAPANMAK DEĞİL”

Kendi içimize kapanmak bizi güçlü kılmaz, zayıflatır. Her türlü tehlikeye açık hale getirir. Yerli ve milli olmak içimize kapanmak değil, tam tersine büyük fotoğraf içindeki yerimizi doğru olarak görmek demektir. Biz büyük düşünmek, büyük hayaller kurmak, büyük işler başarmak zorundayız. Varlığımızı koruyabilmemizin, hedeflerimize ulaşabilmemizin tek nedeni budur. Terör örgütü bizi bu vizyondan uzaklaştırma amacı taşıyor. Biz bu tuzağa Allah’ın izniyle düşmeyeceğiz.
Asla sorumluluklarımızı ve hedeflerimizi unutmayacağız. Bunun için yerliliğin ve milliliğin somut tezahürleri olarak kabul ettiğimiz Rabia’mıza sıkı sıkıya sahip çıkacağız. Tek millet diyeceğiz, hangi kökenden olursa olsun. Bunun içinde Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Abaza, Boşnak, Arnavut hepsi var. İkincisi, tek bayrak. İkinci bir bayrak tanımıyoruz.
“SİZ BU MİLLETİ ALDATIRIZ DİYE BİRKAÇ TANE TÜRK BAYRAĞI SALLAMAKLA ALDATAMAZSINIZ”

Adamların affedersiniz o teröristlerin cesetlerine sardıkları paçavra belli. O işte özlem duydukları kendilerine ait bayraklarıdır. Bir de diyor ki utanmadan sıkılmadan, ‘bizim bayrakla sorunumuz yok.’ Peki yaptığınız bu ne? Hamburg’da yaptığınız ne? Siz bu milleti aldatırız diye birkaç tane Türk bayrağı sallamakla aldatamazsınız.  7 Haziran’da bunu başardınız. Ama 1 Kasım’da inanıyorum ki benim milletim buna prim vermeyecek.
“KIYAMETİN SON ANINA KADAR ŞEHİTLER DEVAM EDECEK”
Tabi ki her şehit bizim için bir hüzün kaynağı oluyor. Ama unutmayalım ki kıyametin son anına kadar şehitler devam edecek. Niye? O inanmayanlar bizi ilgilendirmez. Bizim yüce rabbimiz ne buyuruyor? “Allah yolunda öldürülenlere, ölüler demeyiniz. Onlar diridirler ama siz anlayamazsınız”

“ORALARDAKİ TAZİYE EVLERİ MÜHİMMAT DEPOSUDUR”
Yani kıyametin son anına kadar şehitler gelecek mi? Gelecek. Şehitlik sadece bizim dinimizde var, Zerdüştlerde değil. Veya onlarla beraber yürüyenlerde değil. Bizim dinimizde var. Öyle sözde şehitliklerle şehitlik olmuyor. Onlar da yine saf samimi Müslüman kardeşlerimizi kandırmak için kurulan sözde şehitliklerdir. Oralardaki taziye evleri mühimmat deposudur. Bunları bilelim, görelim ve adımlarımızı da ona göre atalım.
“DURMAK YOK, DURMADAN ÜZERLERİNE GİDECEĞİZ”
Onun için üç; tek vatan diyeceğiz. Hani onların şu anda belli yerleri ele geçirme gayretleri var ya… Oralar bedelini çok ağır ödeyecekleri operasyon merkezleridir bunu bilsinler. Üzerine üzerine gideceğiz. Durmak yok, durmadan üzerlerine gideceğiz. Bu vatan toprağında ameliyat yapılmasına asla müsaade etmeyeceğiz.  Ve dört; tek devlet diyeceğiz. Devlet içinde devlet olmaz. Adı ne olursa olsun kesinlikle göz yummayacağız.
Görevimi hakkıyla yapmazsam, beni dünyaya getiren büyüten memlekete hizmet yoluna sevk eden babamın, annemin tüm ecdadımın üzerindeki haklarına halel getirmiş olurum. Görevimi hakkıyla yapmazsam, kendi evlatlarım başta olmak üzere, görevimi yerine getirmemiş olurum. Böyle bir vebali asla göze alamam. Ben ülkemizin birliği geleceği için doğru bildiğim yolda, kendi üslubumla ve elbette anayasal sınırlar içinde mücadele etmeyi sürdüreceğim. Bundan sonra da bu mücadeleyi sizlerin desteğiyle ve onun adına vermeye devam edeceğim.

“O ZAMANA KADAR HİÇ KİMSE KUSURA BAKMASIN, DURMAYACAĞIM…”
Ne zaman ki milletim bana ‘tamam’ der, işte o zaman da milletimin takdir ettiği kişiye teslim eder, kenara çekilirim. O zamana kadar hiç kimse kusura bakmasın, durmayacağım, susmayacağım, çalışacağım, koşturacağım, mücadele edeceğim.
“Cumhurbaşkanı hiçbir şeye karışmasın” demek aslında cumhurbaşkanı görevini yapmasın demek. Herkesin bir hesabı varsa, Allah’ın da bir hesabı var. Bu hesabı görmek de Allah’a aittir, olay budur.
“YİNE MANŞETLERLE ÇARPIŞARAK YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ”

Dün nasıl tüzüklerle çarpışarak büyüdük isek, bugün ise terörle terör örgütüyle mücadele ederek, yine manşetlerle çarpışarak yolumuza devam edeceğiz.
“ONLARIN ÜLKEDE DARBE HAZIRLIĞINDA OLDUKLARINI FARK EDER ETMEZ GEREKENLERİ YAPTIK”

Önemli olan kendi inancımız çerçevesinde mümkün olan en iyiyi yapabilmeye çalışmaktır. Gerektiğinde özeleştiri yapmaktan, eksiklerimizi ifade etmekten çekinmedik. Paralel devlet örgütünün gerçek yüzünü göremediğimizi açıkça ifade ettim. Onların ülkede darbe hazırlığında olduklarını fark eder etmez gerekenleri yaptık. Ne demiştik? İnlerine gireceğiz, girdik devam ediyoruz. Yine siyasette bürokraside birlikte hareket ettiğimiz çeşitli isimlerle daha sonra yollarımızı ayırmak durumunda kaldık. Bizim amacımız terör nedeniyle dökülen kanı ortadan kaldırmak ve ortak gelecek hedeflerine dayalı olarak huzuru hakim kılmaktı. Burada gerçekten samimiydik. Ülkemizin tamamında ortaya çıkan ümit tablosu bizi bu ihtimali sonuna kadar zorlamaya sevk etti.
“KAMU GÖREVLİLERİNİN GELİŞMELERİ EKSİK VEYA YANLIŞ DEĞERLENDİRMESİNİN, BU KONUDA ZAFİYETE YOL AÇTIĞI ANLAŞILIYOR”
Maalesef, demokrasi ve özgürlükler art niyetlilerin elinde istismara açık hale dönüşüyor. Bu süreçte terör örgütünün kötü niyetlerini hayata geçirmek için istismar ettiğini gördük. Kamu görevlilerinin gelişmeleri eksik veya yanlış değerlendirmesinin, bu konuda zafiyete yol açtığı anlaşılıyor. Terör meselesi ülkemizde yeni ortaya çıkmış bir mesele değildir. Bölgedeki sıkıntılar, cumhuriyet döneminde de sürekli nükseden sorunlardır. Biz bu meseleyi çözmek için gayret gösterdik. İlk fırsatta silaha sarıldılar. Bombalarla pusularla niyetlerini ortaya döktüler. Keşke çözüm süreci bizim istediğimiz şekilde sonuçlansaydı. Tek bir askerimizin vatandaşımızın canı yanmasaydı, kanı dökülmeseydi.

ÜLKEYE DOĞRULTULAN SİLAHLARA SESSİZ KALMADIK
Biz hala aynı yerdeyiz. Anneler, babalar, eşler çocuklar gözyaşı dökmesin istiyoruz. Ama ülkeye doğrultulan silahlara da sessiz kalamayız, kalmadık. Bakıyoruz birileri ısrarla çatışmaların başlamasını şahsıma ve hükümete fatura etmeye çalışıyor. Bizim gayretimizin şahidi milletimizdir. Bu tür ifadelerin ne ülkeye, ne millete, ne de sorunun çözümüne bir faydası yoktur. Yanlış teşhis, yanlış tepkiye, yanlış tepki yanlış sonuçlara yol açar.
2 BİNİN ÜZERİNDE TERÖRİST ÖLDÜRÜLDÜ

Şu ana kadar 2 binin üzerinde teröristi içerde ve dışarda öldürmüş bulunuyoruz. Oralarda sivil halk olmadığı için harekat alanımız geniş. 
Bugün ebediyete uğurladığımız Adana’daki polis kardeşlerime de Allah’tan rahmet diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Terör örgütünün buna benzer hassasiyeti yok. 
Çatışmalarda sivil kaybı oluşması için çaba gösteriyorlar. 
Bayram günü bir aileyi, sırf kendileri gibi düşünmedikleri için evlerine saldıracak kadar gözleri dönmüş durumdalar. 
Dağlara kaçırdıkları o Kürt yavrularımızın anneleri nasıl ağlıyor görüyorsunuz değil mi? Bunlar tehditle kaçırıldılar.
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir