Connect with us

MEDYA

O isyanın perde arkası

Published

on

Arınç'ın isyanının altında Başbakanlık tarafından yanlış yönlendirilip bizzat Başbakan'ın açıklamasıyla muhalefetin hedef tahtasına oturtulması var. Başbakan'ın 'Çelişkiyi giderin' isteğini karşılıksız bırakması da kırgınlığı arttırmış.

Radikal gazetesinden Deniz Zeyrek, AKP'de krize neden olan Arınç'ın isyanının perde arkasını yazdı İşte o yazıdan bir bölüm:

“Başbakan’ın ne dediği, neden dediği sorularının yanıtı artık üç aşağı beş yukarı biliniyor. O nedenle doğrudan “Arınç neden isyan etti?” sorusuyla başlayalım.

Yanıt verirken içinde Cumhurbaşkanı Gül’ün de geçtiği çok karmaşık siyasi senaryolar yazmaya, AKP’de derin görüş ayrılıkları aramaya gerek yok. Sorunun yanıtı aslında çok basit ve kişisel: Yanlış yönlendirildi ve siyaset arenasında ‘muhalefet aslanları’nın önünde tek başına bırakıldı…

Çünkü ‘kızlı-erkekli öğrenci evleri’ meselesinin tamamen dışındaydı ve geçen pazartesi günü bakanlar kurulu toplantısından sonra ‘Hükümet Sözcüsü’ olarak, basının, dolayısıyla da kamuoyunun karşısına çıktığında konuyla ilgili tek bilgisi eline Başbakanlık’tan verilen nottaki kadardı: “Zaman’da çıkan haber sorulabilir. Öğrenci evlerine müdahale edileceği yönünde haberler doğru değil, hükümetin böyle bir planı yok…”

3 gün bekledi

Dolayısıyla kendi görüşlerini bile açıklama fırsatı bulamamış, sadece Başbakanlık’ın resmi görüşünü kamuoyu ile paylaşmıştı.

Buna karşın 16 saat sonra, salı günü yapılan AKP Grup Toplantısı’nda Başbakan kürsüden gazetede yayımlanan haberi doğrular nitelikte bir konuşma yaptı ve “Apartmanda yaşayan komşularından ihbarlar geliyor. Çünkü buralarda nelerin olduğu belli değil, karmakarışık, her şey olabiliyor. Ondan sonra anne-babalar ‘Devlet nerede’ diye feryat ediyor. Kusura bakmasınlar, bu yaşam tarzına müdahale değildir, yorumlayanlar varsa buyursunlar yorumlasınlar” dedi.

Erdoğan’ın bu sözleri muhalefete anında malzeme oldu ve ‘Arınç’ın Başbakan tarafından ofsayta düşürüldüğü’ yorumlarına yol açtı. Üstelik muhalefet geçmişte yaşanan benzer durumları da hatırlatıyordu.

Arınç açısından elbette ki şaşırtıcı ve üzücü bir durumdu. Başbakan’ın açıklamalarıyla Hükümet Sözcüsü olarak kendisine yaptırılan açıklama arasında bir çelişki vardı ve bunun bizzat Başbakan tarafından düzeltilmesini istiyordu. Bu nedenle grup toplantısından hemen sonra, aynı gün Finlandiya’ya gidecek olan Başbakan’la görüştü. Bir açıklama yapılmasını istedi. Başbakan’ın, havaalanında kendisini rahatlatacak bir açıklama yapmasını bekledi ama Başbakan tersine grup toplantısındaki sözlerini daha da pekiştirdi.

Arınç da aynı gün yurtdışına çıktı ve o önemli açıklamaları yaptığı cuma gününe dek bir açıklama bekledi. Ancak beklediği açıklama gelmedi…

Arınç’ın çıkışı, muhalefet tarafından AKP’deki çatlak olarak görülebilir ya da öyle görülmek istenebilir. Bu nedenle de Arınç’a verilen her türlü destek AKP'liler tarafından ‘fitne girişimi’ olarak okunabilir. Neticede, siyasetin doğası gereği, CHP’de benzer şeyler yaşandığında iktidar mensupları anında ‘CHP hizbi’, ‘CHP kakofonisi’ gibi etiketler yapıştırabiliyor ve görüş ayrılıklarını teşvik edebiliyorlar.

Oysa insani açıdan bakınca Arınç açısından durumun öyle olmadığını rahatlıkla görebiliriz. Çünkü Arınç’ın içinden geldiği gibi konuştuğu, hiçbir siyasi hedef gözetmediği, tersine siyasi geleceğini riske ettiği gün gibi ortadaydı. Dolayısıyla bu çıkışı, tamamen vicdani saikle yapılmış ve hedefi kendi onurunu korumak olan bir insani duruştan ibaret görebiliriz. Zaten, Arınç’ın siyasetteki özgül ağırlığı da bu onurlu çıkışlarından ve ‘Doğrucu Davut’ yanından gelmiyor mu?”

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir