Editörden
Sokak
Kırıkkalespor-Tarsus İdman Yurduspor’un 25 Haziran 1969’daki ikinci lige çıkma mücadelesi, Türk futbol tarihine geçen en kanlı olaydır.
Can kaybı itibarıyla 17 Eylül 1967’deki Kayserispor-Sivasspor maçı daha büyük bir facia gibi görünse de iki olay arasında farklılıklar vardır.
Kayserispor-Sivasspor maçında 43 kişi ölmüş, yüzlerce insan yaralanmıştır. Can kayıpları, taraftarlar arasında çıkan arbedede ezilme kaynaklıdır..
İki yıl sonra Kırıkkale’de yaşanan olaylarda ölü sayısı gazete arşivlerinde 4, yaralı sayısı 70’in üzerindedir. O tarihlerde Kırıkkaleliler arasında konuşulan ölü sayısı ise, 32 ya da 38’dir.
Can kayıplarının sebebi atişli silahtır.
Hakemin bitiş düdüğü, savaşın başlangıcı olmuş, Toplum Polisi’nin kullandığı sis bombaları ile sokak, karanlığa gömülmüştür.
Milliyet Gazetesi, ölü sayısını önce 10 olarak verir. Ama ilerleyen günlerde ölü sayısı 4’te sabitlenir. Olaylar anında gözaltına alınan 11 kişi tutuklanır.
Gazete arşivlerinde ve resmi kayıtlarda ölenlerin ve tutuklananların kimlikleri kayıt altında değildir.
5 bin kişilik Fikret Karabudak Stadı‘nda o gün 10 bin kişi vardır ve bir meşin yuvarlak yüzünden soskaklar savaş alanına dönmüştür
Ünlü düşünür, “Şark’ta fert değil, sokak isyan eder.” der..
Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür. Hatırlatalım istedik…
***
Bir de 2013’te patlak veren Gezi Parkı olayı var…
İktidara göre sebep, bir ağaç yüzünden “hır çıkarılmasıdır.”
Muhatabı, modern çağda özgürlüğün, maceranın, keşfin, bağımsızlığın, enerjinin, göç ve minimalizmin simgesi sırt çantalı gençlerdir.
Günlük haber bültenlerinde romantik bir protesto gösterisiydi.
Ta ki lakayt bir polis memurunun kırmızılı kadına biber gazı sıkmasına kadar.
Sokağın rengi değişti…
Bahar havası, biber gazı ve sis bombaları ile gri bir cehenneme dönüştü.
Tıpkı 1969’daki Kırıkkale olayları gibi…
Gezi Parkı sınırları içindeki yönlendirilebilir aksiyon, tüm ülkeyi kontrolsüz bir arenaya çevirdi. Kavga, sokak ile fildişi kuleler arasındaydı.
Sokağa anarşistler geldi, kadınlar, marjinaller geldi, sanatçılar, sendikalar, siyasiler geldi…
Şuursuz kalabalıklar, manevi değerlerinden kopmuş kitleler geldi…
Baktılar ortam müsait, Adanalı gibi giyinen yabancı ajanlar, provokatörler de geldi!
“Orak Çekiç” de ordaydı “Üç Hilalli” bayrak da…
Farklı siyasi görüş, etnik köken ve inanç gruplarının katılımı ile geniş çaplı bir toplumsal hareket oluştu.
Biranın da içildiği sokaklarda yer sofrasında iftar da yapıldı.
Otoriteyi sarsan hareket, ülke geneline yayıldı.
Kimileri korktu, kimileri kinlendi.
Ölenler toprağa verildi
Kurşun adres sormaz diye bilirdik amma hep aynı adrese teslim edildi.
Bu kez sokak, bir yeşil yaprak yüzünden isyandaydı.
Masumane bir eylem iken mega kent facianın eşiğindeydi…
***
Patrona Halil İsyanı‘ndan başlayarak bu topraklar üzerinde yaşanmış sayısız sokak olayı sıralayabilirdim.
Sosyal, siyasal, ekonomik ve etnik nedenlerle patlak vermiş yüzlerce sokak olayı…
Ben size bir meşin yuvarlak ve bir yeşil yaprak yüzünden büyüyen iki tarihi örnek sundum.
Biri iletişim kaynaklarının sıfır olduğu tarihten, diğeri iletişim kaynaklarının sınırsız kullanıldığı modern zamanlardan.
Özetle sokak, toplumun huzuru, neşesi, ekonomisi, inancı ve özgürlükleri…
Sadede gelelim…
İBB operasyonları ve 38. kurultayın iptal davasının başladığı tarihten bugüne iktidarla, anamuhalefet arasındaki tüm söz düellolarında satır aralarına sıkıştırılan şifreli bir mesaj var.
İki taraf da bu mesajın şifrelerini çok iyi biliyor.
O yüzden iki taraf da gerilimini kontrollü götürüyor.
O şifre: Sokak…
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ne zaman “Sokaklar bizim…” dese, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tüyleri diken diken oluyor. Hop oturuyor hop kalkıyor.
Çünkü sokak büyük bir koz, sokak tehlike, sokak provokasyona açık, sokak risk, sokak isyan, sokak oyun bozan…
Kim için?
“Dümenime taş değmesin” diyenler için!
Özgür Özel, spontan bir kararla, “Yürüyelim arkadaşlar” diyor, arkasındaki kitleler Söğütözü’nden Meclis’e; Güven Park’tan Anıtkabir‘e yürüyor.
Elbette yürüyüş demokratik bir hak.
Ne zamanki mutad prosedürün dışına çıkıyorsunuz o zaman kolluk kuvvetleri “dur” diyor.
Özel ve arkasındaki kitlelerin sokak yürüyüşü şimdilik engellenmiyor.
Özgür Özel, ne zaman “Sokak” dese, Erdoğan da Bahçeli de akabinde bölgedeki savaştan, ateş çemberinden, olası saldırılara karşı ülke güvenliğinden, küresel ekonomik krizlerden dem vurup, “Bu bir beka meselesidir” diyor.
İktidar, “Beka meselesi” diyor. Yani Özgür Özel’e, “Kırmızı Kitap” şifresiyle mesaj veriyor..
Siyaset, televizyon haberlerinde göründüğü gibi sığ değil elbet. Gizli ajandası olacak, pazarlıklar dönecek, sert inişleri çıkışları olacak..Taktikleri, derin stratejileri,. tuzakları olacak. En çok da sabır ve soğukkanlı olacak.
Siyasette bütün yollar sandığa çıkar.
Umarız o zamana kadar sokak sükunetini korur.
Şimdilik tatlı sert bir restleşmedir sürüp gidiyor.
Siyasi aktörler yağlı güreş pehlivanı gibi elense çekiyor.
Kurt kapanını usta olan vuracak…