MEDYA
Ahmet Hakan fena giydirdi
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, telekulak skandalında yine mazlum rolü üstlenmeyi tercih eden AKP hükümetine, tıpmı CHP Lideri Kılıçdaroğlu gibi “Başkaları dinlenirken siz ne yapıyordunuz?” sorusunu yöneltti. Ancak Ahmet Hakan'ın eleştirilerinin dozu Kılıçdaroğlu'nun eleştirilerini geride bıraktı.
İşte Ahmet Hakan'ın bugünkü yazısının dinlemelerle ilgili bölümü:
“Telefonumu dinlediler diye ağlaşan iktidara bir çift söz
Dün iktidara yakın iki gazete “telefon rehberi” gibi çıktı.
*
Yüzlerce isim…
Yüzlerce telefon numarası…
İki gazetenin de söylediği şu:
“Paraleller herkesi dinliyormuş. Bizi bile!”
*
İyi de biraderler!
Bu “Paralel Yapı” dediğiniz yapı, savcı marifeti, yargıç kararı ve polis operasyonuyla başkalarını dinlerken ve o dinlemeler aracılığıyla başkalarını bozuk para gibi harcarken…
Siz ne yapıyordunuz?
*
“Vallaha billaha hiç haberimiz yoktu” mu diyorsunuz?
Kusura bakmayın ama gerçekten de haberiniz yoktu ise…
Size değil devlet, leblebici dükkânı bile emanet edilemez.
*
Ayrıca bırakın şimdi “haberimiz yoktu” ayaklarını.
Yemeyin bizi.
Bal gibi de haberiniz vardı be kankalar!
*
“Paralel Yapı”, telefon dinlemeleri aracılığıyla rakiplerinizi ve muarızlarınızı bozuk para gibi harcarken…
Keyfiniz pek gıcır değil miydi?
“Ulan iyi oluyor be!” demiyor muydunuz?
Hepiniz dudaklarınıza bir Erol Taş sırıtışı kondurmamış mıydınız?
*
“Ulan iyi oluyor be!” diyerek elbirliğiyle pışpışladınız “Paralel Yapı”yı…
Ve sonunda…
O yapı, sizi bile dinleme pervasızlığı ve cüreti kazandı.
Size bile dokundu.
Hiç ama hiç ağlamayın yani.
Eser, sizin eseriniz.
Gurur duyun!
*
Hatırlayın bakalım:
İlhan Selçuk’ların, Soner Yalçın’ların, Ahmet Şık’ların, Nedim Şener’lerin, Doğu Perinçek’lerin, generallerin, Türkan Saylan’ların telefon tapeleri yayınlanırken…
Siz ne yapıyordunuz?
O tapelerin üzerinde tepinmiyor muydunuz?
Demeçler patlatmıyor muydunuz, makaleler döktürmüyor muydunuz?
*
Şimdi çıkmış…
“Bunlar seni de, beni de, onu da dinlediler… Hadi bunlarla hep birlikte savaşalım” diyorsunuz.
Tamam, savaşalım savaşmasına da…
Sizin 11 yıllık koruyucu kalkanlığınız, teşvik primleriniz, işbirlikleriniz, faydalanmalarınız, “ulan iyi oluyor be!”leriniz falan ne olacak?
Onları nereye koyacağız?
*
Yasa çıkarmıştınız:
“Telefon kayıtları, herhangi bir nedenle aleniyet kazanırsa yayınlamak suç değildir” diye.
Bunu nereye koyacağız?
*
Biz “Telefonlar dinlenmesin” dedikçe…
Biz “Yapmayın, etmeyin” dedikçe…
Biz “Uzun kulaklık yapmak ahlaksızlıktır” dedikçe…
Sizin Binali Yıldırım Bey’iniz…
“Ne o? Saklınız, gizliniz mi var? Yasadışı işler mi çeviriyorsunuz? Gizlin saklın yoksa niye korkuyorsun kardeşim telefonunun dinlenmesinden?” diyordu.
Onu nereye koyacağız?
*
Siz telefon dinlemelerine ilkesel ve ahlaki açıdan karşı falan değilsiniz.
Öyle olsanız…
“Telefonlarımızı dinliyor” diye suçladığınız Fethullah Gülen’in telefonlarını mahkeme kararı falan olmadan dinlemeye tenezzül etmezdiniz.
Öyle olsanız…
Fethullah Gülen’in yasadışı bir şekilde telefonlarının dinlenmesi sonucu elde edilen “malzeme”yi, seçim meydanlarında kullanmazdınız.
*
Sizin telefon dinlemelerinden şikâyetçi olmanızın tek bir koşulu var:
Uzun kulakların sizin telefonlara uzanması…
Sizin iktidarınızda uzun kulaklar bin yıl yaşar!
Yeter ki size dokunmasınlar.
Sizin iktidarınızda paralel yapılar, sahte ihbar mektuplarıyla, hayali örgüt suçlamalarıyla, telefon dinlemeleriyle herkesin hayatını karartabilirler.
Yeter ki size dokunmasınlar.
Hepimiz bunu biliyoruz artık.
11 yıllık tecrübeyle…
*
Yeri göğü inletmesi gereken flaş haberinizin, beklediğiniz etkiyi uyandıramamasının temel nedeni şudur:
Kendiniz ettiniz, kendiniz bulmaktasınız.”