Connect with us

3. SAYFA

Hazal Kaya: Ben de mağdurum

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ahbap Derneği’ne ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında, gazeteciler Ruşen Çakır, Fatih Altaylı, Özlem Gürses ve oyuncu Hazal Kaya ifade vermek için adliyeye geldi. İfade işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeden ayrıldılar. Ruşen Çakır ifadesinde “Soruşturmalar neticesinde söz konusu Ahbap Derneği’nin mağdur insanlara yardım niteliğinde dağıtılması gereken paraların şahsi sebepler ile kullanıldığının öğrenmiş oldum. Bir derneğin bu şekilde hareket etmesi gerçekten çok üzücü.” dedi. Hazal Kaya ise, “Ahbap’a şahsen 120 bin TL bağış ben de yaptım. Yaptığımız bağışların bu şekilde Haluk Levent tarafından suistimal edilmesi sebebiyle ben de mağdurum” dedi. Öte yandan Fatih Altaylı da ifadesinde “Şuan görüyorum ki hak etmediği bir destek vermişim. Üzüntü hatta pişmanlık duyuyorum.” dedi.

Published

on

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Ahbap Derneği’ne ilişkin yürüttüğü soruşturma devam ediyor. Soruşturma kapsamında bu zaman kadar, 3 operasyon kapsamında aralarında AHBAP Derneği başkanı Haluk Levent, Babala TV sunucusu ve sosyal medya fenomeni Oğuzhan Uğur’un arasında bulunduğu 28 kişi tutuklandı.

4 İSİM ADLİYEYE GELDİ

Soruşturma kapsamında, bilgi sahibi olarak ifadeye çağırılan Fatih Altaylı, oyuncu Hazal Kaya, Özlem Gürses ve Ruşen Çakır ifade vermek için İstanbul Adalet Sarayı’na geldi.

Özlem Gürses, Ruşen Çakır ve Hazal Kaya ifadelerinin tamamlanmasının ardından adliyeden ayrıldı.

YÜZ YÜZE GÖRÜŞMEDİM”

Hazal Kaya savcılık ifadesinde, Haluk Levent’in 2020 yılında SMA’lı çocuklara yönelik yardım nedeniyle kendisine telefonla ulaştığını belirterek, “Benzer yöndeki faaliyetlerinden bahsetti ama somut bir yardım talebinde bulunmadı. Hem bu süreçte hem de sonraki süreçte kendisi ile hiç yüz yüze görüşmedim. Aynı şekilde telefonla da başkaca görüşmemiz olmadı. Bu nedenle bir tanışıklığımız bulunmamaktadır.” dedi.

“120 BİN TL BAĞIŞ YAPTIM, BEN DE MAĞDURUM”

Deprem döneminde her Türk vatandaşı gibi yardımda bulunmak istediğini söyleyen Kaya, “o sırada Babala TV’nin canlı yayınını gördüğümde kendim yayına katılmak amacıyla yayının yapıldığı ofise gittim. Buraya gitmem konusunda herhangi birinin çağrısı veya yönlendirmesi olmadı. Oradaki beyanlarımız ve sonrasındaki süreçte şahsi sosyal medya hesaplarımdan yaptığım paylaşımlar tamamen depremden zarar görmüş insanlara yardımcı olmak kastıylaydı. O dönemde hamile olduğum için çok duygusaldım zaten çok kısa bir süre sonra 11 Şubat tarihinde doğum yaptım ve sonraki süreçte bu tür etkinlik veya bir yayına katılımım söz konusu olmadı. Depremde birçok hamile kadın veya çocuk da etkilendiği için özellikle kendimi yardım etmek zorunda hissettim. Bu sebeple elimden geldiğince yardımlarda bulundum. Ahbap’a şahsen 120 bin TL bağış ben de yaptım. Yaptığımız bağışların bu şekilde Haluk Levent tarafından suistimal edilmesi sebebiyle ben de mağdurum.” dedi.

“ŞİKAYET HAKKIMI GEREKLİ OLURSA KULLANACAĞIM”

Güvenin zedelenmesi nedeniyle üzgün olduğunu söyleyen Kaya, “Yaptığım bağışın nereye gittiğini öğrenmek istiyorum. Bu yönde ben de şikayet hakkımı gerekli olursa kullanacağım. Bu süreçte sadece Ahbap ve Babala TV’ye yönelik paylaşımlarım olmadı. Göçük altında kalan veya acil yardıma ihtiyacı olan insanların çağrılarına ilişkin de AFAD’ı etiketleyerek yine aynı şekilde sosyal medya hesaplarımdan paylaşımlarım oldu. Ahbap Derneği’nin o süreçte kullanacağı çadırları Kızılay’dan temin etmesi veya çeşitli kamu görevlilerinden destek içeren açıklamalar paylaşması bizde de o dönem bir güven duygusu oluşturmuştu ama geldiğimiz noktada bu duygumuzun ve bizim kamuoyu nezdinde bilinirliğimizin kullanılarak insanlardan bağış toplanmaya çalışılmasını topluma yapılan bir kötülük olarak değerlendiriyorum. Basından öğrendiğim kadarıyla savunmasında dayandığı hususları korkunç bir şey olarak buluyorum. Hiçbir geçerliliği bulunmamaktadır. Benim de aralarında bulunduğum binlerce insanın iyi duygularının suistimal ederek yaptığımız bağışları bahis ve kumarda harcaması alçakça bir harekettir.” dedi.

ÖZLEM GÜRSES: SORUMLULUK HİSSETMİYORUM, ÖZÜR DİLEMEYİ GEREKTİRECEK BİR ŞEY YAPMADIM

Gazeteci Özlem Gürses ifadesinde, Haluk Levent ile herhangi bir tanışıklığı olmadığını belirterek, “Tweetlerimde genel olarak o dönem yoğun bağış toplayan AHBAP Derneği’nin ve birlikte çağrı yayınları yapan Babala TV organizasyonunun denetlenmesini önerdim. Haluk Levent’i yalnızca depremin üçüncü yıl dönümünde Hatay’dan direkt bağlantı ile canlı yayına konuk almıştık. Bu yayında kendisi ofis sandalyesinde lakayt bir tavır ile depremzedelerden bahsediyordu. Hal ve hareketlerini yanlış bulduğumu rejideki arkadaşlarıma iletmiştim. Yayın YouTube’da herkese açık şekilde durmaktadır. Hiçbir zaman yayınlarına katılıp kendileri için yardım istemedim. Eğer ben ve benim gibi diğer toplumun önünde bulunan kişilerin itibarını kullanarak bağış toplandı ise buna ilişkin tespitlerin ortaya çıkması ile bizzat şikayetçi olacağım. Devlet ve hükümet ayrımını bilirim. Devlet kurumlarına her zaman saygı duyar, işlerini yapmaları için gerekli desteği sağlarım. Ben herhangi bir kurumu parlatma çabası göstermedim. Bu nedenle sorumluluk hissetmiyorum. Ben özür dilemeyi gerektirecek bir şey yapmadım” dedi.

RUŞEN ÇAKIR: AHBAP DERNEĞİ’NE CUZİ BİR MİKTARDA YARDIMDA BULUNDUM”

Gazeteci Ruşen Çakır savcılık ifadesinde, Haluk Levent’i şahsen tanımadığını, sanatçı olması münasebetiyle bir vatandaş olarak bildiğini söyledi.

Yaptığı bir habere ilişkin soru sorulan Çakır, “Haberi ben yapmıştım. O dönem depremin oluşturduğu üzüntü sebebiyle ve deprem bölgesinde bulunan yine meslektaşlarımızın bizlere yansıtmış olduğu durumlarla ilgili olarak AHBAP Derneği’nin depremzedelere ciddi yardımlarda bulunduğu söylemeleri sebebiyle bu şekilde haber yaptım. Herhangi bir şekilde para toplanmasına yardımcı olmadım. Tamamen bu yapılan haber o şartlarda bir durum değerlendirmesiydi. Şahsım olarak ve ailem tarafından da AHBAP Derneği’ne çok cüzi miktarda deprem bölgesine gönderilmek üzere yardımda bulundum. Haluk Levent ile hiçbir şekilde bir araya gelmedim. Bir organizasyonunda yer almadım. Savcılık makamı gerekli gördüğü takdirde HTS kayıtlarımı inceleyebilirler.” dedi.

SAVCI: KENDİNİZİ SORUMLU HİSSEDİYOR MUZUNUZ?

Savcı Ruşen Çakır’a, “Adınızın, kimliğinizin ve şöhretiniz kullanılarak oluşturulan güvenden dolayı milyarlarca lira buhar oldu, milyonlarca insan kandırıldı ve binlerce ailenin ihtiyaçları karşılanamadı. Kendinizi sorumlu hissediyor musunuz?” diye sordu. Ruşen Çakır bu soruya, “Herhangi bir sorumluluk hissetmiyorum.” diye cevap verdi.

SAVCI: SADECE DERNEK VE HALUK LEVENT’İN DEĞİL SİZİN DE POPÜLARİTENİZ ARTTI…

Savcının, “Deprem döneminde yalnızca şüpheli ve müzahir dernek değil sizin de popülariteniz arttı. Toplum sizi samimi buldu. Bu dönemdeki faaliyetleriniz nedeniyle elde oluşturduğunuz güven maddi olarak size kazanç sağladı mı?” şeklindeki sorusuna ise Çakır, “Ben 41 yıldır gazetecilik mesleğini yapmaktayım. Toplumun büyük bir kesimi uzun yıllardır yazılarımı okurlar haberlerimi değerlendirirler. Bu dernek sayesinde artan bir popülerliğim söz konusu değildir. Zaten tanınan bir kişiyim. Bu soruda yöneltilen kazanç sağlama hususunu kesinlikle kabul etmiyorum. Herhangi bir kazanç sağlamadım.” diye cevap verdi.

“KONTROL ETME GİBİ BİR İMKANIM YOKTU”

Savcı, “Haluk Levent hepinizi bir araya topladı arkasına oturttu. Vaatlerini tek tek sıraladı. Siz de dinlediniz. Birlikte görüntü vererek, savunarak, kitleleri yönlendirerek destek oldunuz. Sonrasında dönüp neden Deprem bölgesinde vaatlerini yerine getirip getirmediğini kontrol etme ihtiyacı duymadınız?” dedi.

Bunun üzerine Çakır, “Öncelikle su hususun tekrar altını çizmek isterim ben Haluk Levent isimli şahıs ile hiçbir şekilde bir araya gelmedim. Yapılan yardımların yerine getirilip getirilmediği hususunu kontrol etme gibi bir imkanım yoktur.” dedi.

“BU DERNEĞİN BANA MADDİ MANEVİ ZERRE KATKISI OLMADI”

Çakır, “Ben kesinlikle devletin hiç bir kurumunu aşağılamadım. Kimseyi devletimize yada devletin kurumlarına güvenmeyin şeklinde telkinde bulunmadım. Bu yapılan haber bir yönlendirme değil bir durum değerlendirmesidir. Yani bana bu derneğin maddi manevi zerre katkısı olmamıştır.” dedi.

“GERÇEKTEN ÇOK ÜZÜCÜ”

Çakır, “deprem bölgesine gitmediğim doğrudur. Fakat orada bulunan arkadaşlarımızdan sürekli olarak bilgi aldım. Onların yönlendirmesi neticesinde de gazetecilik görevim gereği toplumu aydınlatıcı bu haberi yaptım. Soruşturmalar neticesinde söz konusu ahbap derneğinin mağdur insanlara yardım niteliğinde dağıtılması gereken paraların şahsi sebepler ile kullanıldığının öğrenmiş oldum. Bir derneğin bu şekilde hareket etmesi gerçekten çok üzücü.

Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak da ve yine bir gazeteci olarak da beni üzmüştür. Bende bu derneğe yardımda bulundum. Umarım bir an önce suçlu olan kişilerin cezalandırılmasının gerçekleşmesini isterim.” diye cevap verdi.

“BENDE OLUMSUZ BİR İNTİBASI VARDI, ÇOK GÜVENMEZDİM”

Fatih Altaylı savcılık ifadesinde, Haluk Levent ile ilk olarak 2021 yılında yapmış olduğu bir programda tanıştığını söyledi.

Daha önce mesleği itibariyle Haluk Levent’i tanıdığını ancak kendisinde olumsuz bir intibası bulunduğunu söyleyen Altaylı, “Çünkü kendisinin kumarbaz, dolandırıcılıktan hapse girmiş bir adam olarak bilirdim. Açıkçası kendisine de çok güvenmezdim. 2020 yılında ülke genelinde gerçekleşen orman yangınlarında AHBAP’ın ve Haluk Levent’in büyük çabaları oldu.

Helikopter, uçak kiralayıp yangın söndürme faaliyetlerine fiilen katılıp çaba gösterdiler. Bu durum hem benim nazarımda hem de kamuoyunda AHBAP derneğine bir sempati oluşturdu. Toplum nazarında güven kazandı. En son 6 Şubat depremlerinde bu dernek vasıtasıyla yardımlar yapmaya başladı. Bir güven ortamı oluştu. Bu güven ortamı ile birlikte benim de AHBAP ile ilgili olumlu yönde söylemlerim olmuş olabilir. Ama bununla birlikte ben kesinlikle bu adamın geçmişinde kumar, mali suçlar gibi yüz kızartıcı olaylar bulunması hasebiyle bu derneğin kesinlikle çok iyi denetlenmesi gerektiğini savundum. Hatta bu konuda ‘Haluk çuvallamamalısın, süt gibi lekesiz görünmek zorundasın’ minvalinde yazılar kaleme aldım. Bunun üzerine Haluk Levent benimle irtibatı kesti.

Telefonlarıma cevap vermemeye başladı. Bende bu süreçten sonra derneğin ve Haluk’un bağımsız kuruluşlarca denetlenmesini her platformda söylemeye devam ettim.” diye konuştu.

“HAK ETMEDİĞİ BİR DESTEK VERMİŞİM, ÜZÜNTÜ VE PİŞMANLIK DUYUYORUM”

Deprem dönemine ilişkin konuşan Altaylı, “Bir programda Kızılay’ın ya da AFAD’ın karalanmaya çalışılması sırasında AFAD’ı ve Kızılay’ı savunup bu tür söylemlerin manasız olduğunu söylemişimdir. Biz o dönem oluşan havada AHBAP’ı ve taşın altına elini sokan herkese vesile olmaya çalıştık. Benim AHBAP derneğine veyahut Haluk Levent’e maddi olarak herhangi bir yardımım söz konusu değildir.

Kendisine para göndermedim. AHBAP Derneği’nin topladığı paraları da daha sonra bu yardımların ilgililerine ulaşıp ulaşmadığı konusunda açıkçası araştırma yapamadım. Çünkü Habertürk’ten o dönem ayrılmıştım. Daha sonra yaşanan süreçte Haluk Levent’in huyundan vazgeçmediğini hep beraber görmüş olduk. Ben o süreçte her insan ikinci bir şansı hak eder ve insanların yardımına koşan herkesi destekleme düşüncesi ile bu yayınları yaptım ve tweetleri attım. Ancak şuan görüyorum ki hak etmediği bir destek vermişim. Üzüntü hatta pişmanlık duyuyorum.” dedi.