MEDYA
Ertuğrul Özkök’ten hem nalına hem mıhına…
Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, “Karşı mahallede Zekeriya şenlikleri” başlıklı yazısında,
içi boş iddialarla, sahte ve yaratılmış belgelerle bir döneme damgasını vuran, önüne gelen herkesi “darbeci” yaftası ile hapse attırıp takip ettiren; korkunun diğer adı olmasına rağmen sırtını dayadığı iktidar tarafından “kahraman” ilan edilen eski savcı Zekeriya Öz, yine aynı iktidar tarafından “hain” ve “darbeci” ilan edilip hakkında tutuklama kararı çıkartılınca soluğu Ermenistan'da aldı. Şimdi o kahraman savcı Ermenistan'da ucuz otellerde saklanabilmenin, Türk istihbaratçıları tarafından yakalanmanın korkusu ile yaşıyor.
İşte bu kahraman müsveddesi eski savcının firarı üzerine bugün “Karşı mahallede Zekeriya şenlikleri” başlıklı bir yazı kaleme alan Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, göbeği mi göğsü mü belli olmayan yerini gere gere gezen eski savcıyı en hassas yerinden vurdu ve, “Yakıştı mı o posbıyığa kaçmak?” diye sordu.
Özkök sadece Zekeriya Öz'ü değil onu kahraman ilan eden bugünkü iktidarı da eleştirdi ve yeni Zekeriya Öz vakaları yaşanmaması için uyardı.
İşte Ertuğrul Özkök'ün bugünkü yazısından ilgili bölüm:
“ZEKERİYA Öz'ün “Darbecilik”le suçlandığını ve yurtdışına kaçtığını öğrendiğim an, İlhan Ağabey'i hatırladım.
21 Mart 2008 sabahını…
Sabaha karşı evine baskın yapan polislerin, onları oraya gönderen şeflerinin, o kararı alan savcıların hoyratlıkları, nobranlıkları, hepimize “Sıra size de gelecek” halli bakışları ve o “Dünyayı biz yarattık” halleri geldi aklıma…
* * *
Bir de 40 saat gözaltında kaldıktan sonra İlhan Selçuk'un, kendisini darbecilikle suçlayan Zekeriya Öz'e tavsiyesini hatırladım.
Ne demişti o gün İlhan Ağabey…
“Bir gün gelir, bu yaptıklanınız bumerang olur, size döner…”
* * *
Aradan sadece 7 yıl geçti…
Döndü işte…
Ey dünün en muktediri Zekeriya kardeşim…
Yakıştı mı şimdi sana pılıyı pırtıyı toplayıp kaçmak…
Yakıştı mı o posbıyığa…
Hatırladın mı şimdi İlhan Ağabeyimizi… Gözaltına alınacağını bildiği halde kaçmayan o yiğit insanı…
* * *
Alıp götürdünüz…
Ne darbeciliği kaldı, ne demokrasi düşmanlığı…
Telefonda arkadaşı ile yaptığı mahrem bir şakayı bile, anında sızdırdınız medyalarınıza.
Ağızlarının suyu epey aktı o günlerde, zevkten ve şehvetten…
Şimdi en büyük dayağı, eski partnerinizden, çamurlarda birlikte kirlendiğiniz o havuz medyasından yiyorsunuz.
* * *
Şimdi bakıyorum, öküz ölmüş, birlikte yürünen o kumpas yolları ayrılmış.
Eskiden birlikte kumpas kurarlardı…
Şimdi birbirlerine karşı kumpas kuruyorlar.
“Eski Zekeriya evinde” matem var, “yeni Zekeriya evinde” ise “yakalama şenlikleri” düzenleniyor.
Zekeriya şenliklerinin şuursuz şölencisi hiç şunu düşündün mü
-Savcıları bu kadar emir kulu haline getirirseniz…
-Adaleti bu kadar militanlaştırırsanız…
–“Darbecilik” kelimesini bu kadar ayak altına düşürürseniz…
–“Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” fiilini bu kadar kolay telaffuz ederseniz…
-Hele hele “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmak, görevlerini yapmasını kısmen
veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçlamasını bu kadar keyfi hale getirirseniz…
* * *
Yarın başkaları, sıra kendilerine geldiğinde, kaldırılan bu keyfilik toplarına hangi röveşataları çakar, hiç düşündün mü…
Herkesin herkesi bu kadar kolay ve keyfi biçimde “darbeci” diye suçlayabildiği bir ülkede, başkaları bu cümleleri nasıl yorumlar…
Sordunuz mu bu soruyu hiç kendi kendinize…
* * *
Dünün Zekeriya'sı, pazarı pazartesiye
bağlayan gece yarısı
Ermenistan'a kaçtı…
Sence yarının Zekeriyaları nereye kaçar…
* * *
Eğer ülkemizi seviyorsak, bu ülkeye demokrasinin gelmesini istiyorsak, yargıda bu “Zekeriya dönemini” kapatmalıyız.”