Connect with us

EKONOMİ

Özel: YENİ Parti’nin 3 hedefi var

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Yalova’da süs bitkileri üreticileriyle buluşmasında, YENİ Parti’nin hedeflerini açıklayarak, “YENİ Parti olarak üç hedefimiz var. Biri; 50+1, birisi 60+1. 50+1 ile iktidar olmak, 60+1 ile Cumhurbaşkanı seçmek istiyoruz. Sonra da güçlü bir Parlamenter Sisteme, denge ve denetleme sistemlerinde güçlü bir yeniden rejim inşasına ihtiyaç var” dedi.

Published

on

Partisinin üç hedefi olduğunu ifade eden YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “YENİ Parti olarak üç hedefimiz var. Biri; 50+1, birisi 60+1. 50+1 ile iktidar olmak, 60+1 ile Cumhurbaşkanı seçmek istiyoruz. Sonra da güçlü bir Parlamenter Sisteme, denge ve denetleme sistemlerinde güçlü bir yeniden rejim inşasına ihtiyaç var” şeklinde konuştu.

Özel, Yalova’da süs bitkisi üreticileriyle buluştu. Üreticilerin sorunlarını dinleyen Özel, toplantının ardından tarım, süs bitkileri üretimi, kırsal kalkınma, imar planlaması ve Türkiye’nin ekonomik politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yalova’nın Türkiye’de süs bitkileri üretiminde önemli bir merkez olduğunu belirten Özel, sektörün geçmiş yıllara göre gerilediğini ifade ederek bunun nedenlerinin üreticilerle birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Özel, şunları söyledi:

“Yalova ayrıca çiçek yetiştiriciliği gibi eskiden bunun başkentiydi, şimdi biraz gerileme oldu. Bunun sebeplerini sizlerle konuşacağız. Tarımın en nazik alanıyla uğraşan bir kent burası. Şüphesiz İstanbul’un ilçesi olarak yıllarca kaldıktan sonra haklı olarak il olmuş ve büyük bir var olma mücadelesi vermiş. Şimdi de o haklı mücadelesinin sonucunda bizim de çok değer verdiğimiz belediyelerimizin olduğu, çok değer verdiğimiz siyaset arkadaşlarımızın olduğu bir yer. İl Başkanımız bize eşlik ediyor, belediye başkanlarımız, başta Yalova il belediye başkanımız olmak üzere burada sizin misafiriniz olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Tabii Yalova’da nereye gidersek gidelim ev sahibi, misafir ilişkisi biraz karışık. İl Başkanımıza buradan misafir demek, belediye başkanımız burada zaten otomatikman hepimizin ev sahibi. Ama ben gösterdiğiniz nezaket için, gösterdiğiniz ev sahipliği için ayrıca teşekkür ediyorum. Dilerseniz sizlerin moderasyonunda arkadaşlarımız kendilerini tanısınlar hem de bizim vakıf olmaya çalıştığımız sorunları doğrudan dinleyelim. Daha sonra ben de bir değerlendirme yaparım. Esas bunun kıymetli tarafı tabii ajanslar üzerinden bunun haberleşmesi, sorunların çözüm önerilerinin konuşulması. Ayrıca tabii bizim YENİ Parti olarak parti programımız var. Ama partilerinin programlarından ziyade, o programlarına paralel olarak önlerine koydukları iktidar hedefindeki hükümet programı ve iktidarımız da hangi sektöre ve hangi şehre ne yapacağımızı taahhüt ettiğimiz seçim beyannamemiz çok kıymetli. Tam onun hazırlanması evresindeyiz. Süs bitkisi üreticileri ile ilgili, çiçek üretici ile ilgili ve elbette Yalova ile ilgili neler vaad ediyoruz, neler vaat edeceğiz bunları doğrudan sizlerle konuşmak bizim açımızdan da eşsiz bir imkan olacak. Bir kez daha teşekkür ediyorum ev sahipliğiniz için.”

Özel, yetiştiricilerin en büyük sorunlarından birisinin de kur baskısı olduğunu anımsatarak, “Kurun, reel bir kur olmaması, hükümetin politikası gereğince kuru aşağıda tutuyor, baskılıyorlar. Maliyetler yüzde 30, yüzde 50, yüzde 70 artıyor ama kur aynı yerde duruyor. Bu sefer de ihracatta rekabet imkanı bulamıyorsunuz” dedi.

Özel, üreticilerin sorunlarını anlatmasının ardından şunları söyledi:

“Çok özel bir şehir burası. Atatürk’ün, ‘Memleketim’ dediği bir şehirdeyiz. Selanik doğumlu anneannem, çok hemşerimin olduğu bir şehirdeyiz. Türkiye’yi seven, şehrini seven, Atatürk’ü ve eserlerini seven bir şehirdeyiz. Burada sizinle birlikte olmak çok kıymetli. Sabah tarımın en büyük taşıyıcı kolonlarından birisi olan kivi üreticileri ile oturduk, uzun uzun sorunlarını dinledik. Dün Bursa’da incir ve şeftali, meyve üreticilerinden, memleketim Manisa’da üzüm üreticilerinden, Rize’de çay, Trabzon’da fındık üreticilerinin bu son 5, 6 şehir gezisinden bahsediyorum, nereye gitsek biz bu işi çok önemsiyoruz. Doğrudan hem Genel Başkan’ın hem parti yöneticilerinin dinlemesi önemli. Oysa Parti Programımız hazırlanırken Yalova dahil 81 ilde il danışma kurulları yapıldı. Erdem Başkan yaptı, ilçelerde yapıldı, il raporları sunuldu. Ben de çiçek üreticilerinin sorunlarıyla ilgili ki buradaki mitingte de dile getirmiştik, sonradan da olumlu geri dönüşleri sosyal medya ölçümlerinde Facebook gruplarında, yani sizlerin ve emekçilerimizin kendi kendine yazıştığı, çiziştiği yerlerden çok önemli geri dönüşler rapor etti arkadaşlar. İşte mitingte KDV sorununa değinilmesi, belki mitingte söyledim, bildim diye burada sadece KDV denilip geçildi ama burada en önemli sorun girdide yüzde 1 olan KDV’lerin siz fatura keserken yüzde 20’ye çıkması. Avrupa’daki örnekleri karşılaştırmış arkadaşlar. İşte Hollanda’dan sonra dünya ikincisi olan, 10 yıldır bu sektöre giriş yapan ülke ortalama KDV’si yüzde 18’ken çiçekçilere yüzde 8 uyguluyor. Burada pandemide bir 8 uygulandı, bir nefes almıştık şimdi yüzde 20’ye çıktı. Aslında olması gerekenin yüzde 1 olduğunu ve bu yüzde 1’in sektörü gerçekten kamçılayacağını, üretim iştahını arttıracağını, ihracatta rekabet gücüne olumlu katkı sağlayacağını hep rapor ediyor arkadaşlar. Ben bir taktik fayda olarak kendim de savunuculuk çalışmalarında, meslek örgütünde çok bulundum. Bence önce bir yüzde 8’i hedeflemek lazım. Hep beraber bir 8 isteyelim. 20’den 1 kolay, yüzde 8’deki sonuç, aslında ödenen vergi, yapılan doğrudan yatırım, seracının serasını yenileme imkanlarını yaptığı görüldüğünde bu daha sonra yüzde 1 daha kolay tartışılır olabilir. Ben yüzde 1 uygulanmasının doğru olduğunu savunuyorum. Ama bir dost tavsiyesi olarak önce bir yüzde 8’i almak lazım. 20’den 1’e inelim derken hep 20’de kalıyor.

Bu ülke kendi kendine yeten 7 ülkelerden biriyken şu anda gıda enflasyonunda dünya dördüncülüğü ve beşinciliği arasında gidip geliyoruz. Önümüzde Venezuella var, İran var, Güney Sudan var. Arjantin bazen bizden sonra altıncı, bazen önümüze geçiyor dördüncü. Biz ona göre ya dördüncü ya beşinci oluyoruz. Dünyada gıda enflasyonu bizden düşük gıda enflasyonu ölçülen 180 ülkeden 175’i bizden düşük. Avrupa’da gıda enflasyon oranı yüzde 1.9 yıllık, bizde yüzde 35. Oysa beklenir bizde yüzde 1 olsun, onlarda 35 olsun veya onlarda daha yüksek olsun diye beklenir. Ne hatalar yapıldıysa toplamı bizi buraya getirdi. Biraz önce Ahmet Bey’in söylediği sorun, diyor ki Ahmet Bey haklı olarak, ‘Bir beka sorunu varsa; bir çiftçinin yaşlanması, bu iktidar geldiğinde Türkiye’de ortalama çiftçi yaşı 38’di, şimdi 50’ye çıktı. Çiftçimiz yaşlandı. 3 genç çiftçiden 2’si asgari ücretle iş teklif edildiğinde işi bırakıp asgari ücretli, güvenceli bir işe geçmek istiyor. İşte esas beka sorunu bu. Türkiye’yi hızlı tedbir alınmazsa çok daha büyük tehlike bekliyor.

“TÜRKİYE PLANLAMA KURUMUNU KURACAĞIZ”

Bunun bir yansıması, ikisi birden değerlendirildiğinde köyler bomboş dediği… Bir kere şöyle yapalım da Yalova’da köy var ama komşu illerin hiçbirinde köy yok. Hepsi mahalle oldu. Hele hele kırsal mahalle ki bu yapılan hatadan dönmek için geliştirilen bir şey. Statüsüne kavuşmasıysa da köydeki su parası ile şehirdeki su parası aynı para. Yani olacak iş değil. Bunu en iyi sizler biliyorsunuz. Sorunun tam köküne indiğimizde de ben yine ifade edeceğim, iş insanlarıyla konuşurken de oluyor. Bu ülkenin en büyük hatası, bu iktidarın yaptığı en büyük hata, Devlet Planlama Teşkilatının önce adını değiştirmesi, onu Kalkınma Bakanlığı bünyesinde bir Daire Başkanlığına indirgemesi, sonra da kapatması oldu. Şu anda Türkiye’de ne yaşanıyorsa hepsi plansızlıktan yaşanıyor. Bizim YENi Parti olarak programımızda bir Türkiye Planlama Kurumu kurulması, yeniden Devlet Planlama Teşkilatının… Atatürk’ün en vizyoner işidir. Sıfırdan bir Cumhuriyet kuruyorsunuz ve bu Cumhuriyette her şeyin planlanması lazım. İşte kayınpederinizin babasının Türkiye’ye davet edilmesi bir vizyon işidir ve bir planlama işidir. Şimdi ikisinden biri üç yıl sonra gitmiş, kalana her konuşan burada şimdi minnet duygularını ifade ediyor. Neden? Bir know-how’u getirmiş, Türkiye’ye kazandırmış ve siz de onun üzerinden devam ediyorsunuz. İşin bu kısmı gerçekten çok önemli ama Devlet Planlama Teşkilatı gibi çalışan bir teşkilatımız olmadan hiçbir şey yapamazsınız. Programımızda her köye, yani doğru bir köy statüsü getirmek. Orada geçimini sağlayan insanları oraya bağlamak. Öğretmen ve ziraat mühendisi görevlendirmek. Mümkünse bir veteriner görevlendirmek ve köydeki yaşamı, köyde değerli ve orada ulaşılabilir ve geliştirilebilir bir şekilde kurmak lazım. Bunu fevkalade önemsiyorum.

“BELEDİYELERİMİZ DİKKAT EDECEK”

Küçük bir konu gibi görünse de ben kendi üzerime bir görev aldım o da şu; mesela makine mühendisleri bize geldi dediler ki ‘Belediyelerinizin Makine Mühendisleri Odası ile çalışması gerekirken bu konuda şöyle bir eksik yaptılar.’ Biz bir genelge yazdık, fikri takibini de yaptık. Sonuçta şimdi asansör muayeneleri çok çok büyük orandan yeniden Makine Mühendisleri Odasına verilmiş durumda. Ben meslek örgütü kökenli olduğum için eğer kanun diyorsa ki ‘2017 planlı alanlar imar yönetmeliği peyzaj mimarının imzası olacak.’ Bizim belediyelerimizin bunu araması yönünde bir takvim de önlerine koyarak gerekli düzenlemeleri yapmasını kendilerinden isteyeceğiz. Aynı zamanda veterinerlerin daire başkanı olması ile ilgili, veteriner dışında daire başkanları görevlendiriliyordu o sorunda da büyük şehirlerde büyük ilerleme kaydettik Veterinerler Odasıyla. Ben bunu takip edeceğim, gerekli mevzuata baktıracağım. YENİ Partili belediyeler için talimat yazarak peyzaj mimarlarının imzasının buralarda aranması konusunda yapacağız. Çünkü bu doğru kentleşme için önemli mevzu.

“TOHUMCULUK KANUNU KRİTİK”

Tohumculuk Kanunu çok kritik yani, onu değerli büyüğümüz ifade etti. Çok stratejik konulardan bir tanesi, bunun üzerinde zaten birçok alanda bu tohumculuk işi. Ata tohumu meseleleri de var, İsrail’den gelen tohum, yurtdışından tohum ithalatı. Tohum ihracatı noktasında Türkiye’nin bir takım yapması gereken düzenlemeler. Bunların her birisine ayrı ayrı bakıyoruz. Ama yine doğrusunu tabi başkanlarımızın ifade ettiği, bizim üzerimize düşen daha önemli mevzular da var. Ama Türkiye’de iki tane büyük açmaç var. Bu açmazlardan bir tanesi asgari ücret açmazı. Verene yüksek geliyor, belli sektörlerde. Alana da çok düşük. İkincisi de kur meselesi. Bir yandan kur çok yüksek ama bir yandan ihracat yapmak için onların yurt dışındaki rekabet imkanını ortadan kaldırır düzeyde. Tabii bunu kötü para politikası, kötü yönetim şimdi burada uzun uzun anlatmayacağız ama gerçekten çok kötü niyetli yapılan ve sadece seçim kazanmak için işte sıcak parayı buraya davet eden, onlara çıkış kurunu düşük vaadeden. Aksini hepimizin bütçesinden karşılayan bir düzenin içindeyiz. Bununla uğraşacağız.

“TÜRKİYE’DE PLAN GÜVENCESİ YOK”

Nitelikli tarım arazisi meselesinde de şöyle bir şey var. İmar planlarının kalıcı olarak bakanlıklar tarafından 50 yıllık planlamanın doğru yapılıp, büyükşehirlerin, illerin imar planlarının doğru yapılıp… Yani plan güvencesi yok Türkiye’de. Plan güvencesi beklenti yönetimine dönüşüyor. Yarın burası OSB olacak çok değerlenecek, yarın burası imara açılacak bilmem kaç katlı binalar yapılacak. Tarım arası normalin üç katı. Birisi bir yer alma kalksa birisi arazi topluyor diye duyuluyor fiyatlar yukarıya doğru gidiyor. Gerçekten tarım yapmak isteyen için arazi pahalı. Bir yandan imar plan değişikliği umudu olan, spekülasyonu olan, hatta belki bu konuda planları olanlar açısından da araziler kelepir fiyatta kalıyor. Bunları topluyorlar. Bu da sizin söylediğiniz, buraya gerçekten böyle etik değerleri, kanuni düzenlemelerle bakan, şehirlere 50 yıllık, 75 yıllık planlarla bakabilen, o planların büyükşehirlerde, illerde bu kamucu perspektifle, doğru devlet planlamasının ortaya koyacağı perspektife uygun olarak planlarının yapıldığı, rant üzerinden değil ülkenin menfaatleri, kentin menfaatleri üzerinden planlaması gereken bir yerdeyiz. Ama bu çok bütüncül bir yaklaşımı gerektiriyor. İlk düğme yanlış iliklenmiş, son düğmeyi ne yapacağız? Bununla uğraşıyoruz. Bizim YENİ Parti olarak üç tane hedefimiz var. Biri; 50+1, birisi 60+1. 50+1 ile iktidar olmak, 60+1 ile Cumhurbaşkanı seçmek istiyoruz. Sonra da güçlü bir Parlamenter Sisteme, denge ve denetleme sistemlerinde, güçlü bir yeniden rejim inşasına ihtiyaç var.

“BU GÜZEL KENTE SAHİP ÇIKACAĞIZ”

Orada kurulacak büyük bir mutabakatla, toplumsal mutabakatla, işte odaların, kurumların içinde bulunduğu, kurumların yeniden ayağa kaldırıldığı, kısa vadede memleketi peşkeş çeken ya da çektiren değil bu memleketin bütün varlıklarını bir bütün halinde değerli gören bir anlayışa ihtiyaç var. Onun için de Atatürk’ün ve arkadaşlarının 100 yıl önce ortaya koyduğu vizyona sahip çıkan ve bugün yeniyi savunan anlayışa ihtiyaç var. O yüzden ben nerede bir sorun alanı varsa gidip bizzat dinlemeyi, raporlar işte o çok kıymetli olacak bize sektörel raporlar, daha önce aldık ve bundan sonra da. Bir de bazı yerlerde deriz ki il başkanına, ‘Başkanım yönetime biraz bu işlere yakın arkadaşları al ki bu insanlarla temasa kuralım, beslenelim.’ Sizin bu konuda en güçlü olduğunuz yer. Sektörden bir il başkanımız var, sağ olsun. O konuda birlikte çalışmaya, açığız. O anlamda elimizden geleni yapacağız. İletişim kanallarımızı açık tutalım. Birlikte çalışalım. Hem Yalova’ya ne yapacağız hem de sektöre neler önereceğiz hem Yalova’nın tarımı için işte kivi başta olmak üzere diğer alanlarda neler yapacağız, bunların hepsini hem seçim beyannamelerimizde hem sonra hükümet programımızda sonra da icraatlarımızda göreceksiniz. Biz de Atatürk’ten emanet bu güzel, hem şirin hem de potansiyeli yüksek hem de biraz maalesef geri bırakılmış kente sahip çıkacağız. Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.”

“MİLLETİMİZLE BİRLİKTE İKTİDARA YÜRÜYECEĞİZ”

Özel, Yalova’daki programları kapsamında devamla emeklilerle bir araya geldi. Özel, buradaki kısa hitabında şunları söyledi:

“Bir yandan da çok kıymetli büyüklerimiz var. Abdurrahman Amcam beni çok duygulandıran bir şey söyledi. 1946 yılında, Atatürk’le 1937’de görüşmüş ve 1946 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye olmuş. Diyor ki ‘2026 yılında, 80 yıl sonra partiye yapılan bir kötülükten sonra istifa ettim, YENİ Parti’ye geçtim.’ 103 yaşında, partimizin en yaşlı üyesi olarak bugün burada. Ben konuşmanın sonunda kendisi kabul ederse, rozetimi kendisine hediye edeceğim. Oğluyla mesajlaştı. 16 yaş büyük oğlu var benden. Oğluna fotoğrafımızı yolladı. Oğlu 66 yaşında ve benim babasıyla fotoğrafımı istemiş. Bu tip duygusal buluşmalar ne tarafa dönsek oluyor. Hocam burada; ben doğmadan sekiz yıl önce Manisa’nın Çavuşoğlu Köyü’nde görev yapmış. Bizim Koldere kasabasının mahallesi olan Çavuşoğlu Köyü’nde görev yapmış beş sene boyunca. Ben doğmadan sekiz yıl önce oradaymış, beş sene görev yapmış. O ayrıldıktan iki yıl sonra annemle babam Koldere’de, yanındaki Mütevelli Ortaokulu’nda görev yaptılar. Burada değerli annem var, 90 yaşında. O da partimize üye olmak için gelirken küçük bir kaza geçirmiş yolda. Ama partimizin üyesi olmuş. Köy Enstitüsü mezunu emekli Öğretmen Kemal Hocamız burada. Bizim Manisa Kadın Kolları’ndan ablamız var. Adana’dan gelen var, Almanya’dan gelen bir ağabeyimiz vardı. Burada bizi karşılayan herkese çok teşekkür ederiz.

“EMEKLİLER EN BÜYÜK HAKSIZLIK VE VEFASIZLIĞI YAŞIYOR”

Değerli büyüklerimiz, tabii YENİ Parti her yaştan gencin partisi, her yaştan. 103 yaşında gencimiz de burada 90 yaşında genç kızımız da burada, partiye doğum gününde gelen, kayıt olan gençlerimiz de burada. Gençlik Kolları Başkanımız burada. YENİ Parti, Türkiye’nin yeni umudu. Bu iktidar partisinin emekliye neler yaptığını ben Genel Başkan olduğum günden beri yerel seçim mitinglerinde, 105 mitingte emeklileri konuştum. Sonra 116 miting yaptık. Partimize, Ekrem Başkan’a yapılan haksızlıktan sonra, darbeden sonra 19 Mart’tan sonra. Her birinde emeklileri konuştuk. Şu anda burası 35’inci il ziyaretimiz, 21 Mayıs’ta uğradığımız büyük haksızlıktan sonra. Ve emeklilerin sorunlarını dile getirmeye devam edeceğiz. Hiç şüphe yok Türkiye’deki emekliler, dünya siyaset tarihinde bir toplum kesimine yapılan en büyük haksızlıkla ve vefasızlıkla karşı karşıyalar.

“PROGRAMDA EMEKLİYE BİR, ARDINDAN 1,5 ASGARİ ÜCRET YAZIYOR”

Recep Tayyip Erdoğan 1974’te, ‘İlk maaşımı aldım’ dediği gün aldığı o maaşı 9 buçuk çeyrek çeyrek altın alıyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın partisini iktidara getirdiği gün Türkiye’de en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Recep Tayyip Erdoğan o günden bugüne ülkeyi yönetiyor ve maalesef bugün en düşük emekli maaşı 2 çeyrek altını zor alıyor. Öyle bir durumdayız. YENİ Parti’nin programında yazıyor, emekli maaşı, asgari ücretin altında olmayacak. Önce 1 asgari ücret olacak ve sonra 1,5 asgari ücret olacak. ‘Yapabilir misin?’ diye soruyorlar. Tayyip Erdoğan gelmeden önce 1,5 asgari ücret alıyordu zaten emekliler. Maalesef bunlar emeklilere büyük bir haksızlık, büyük bir vefasızlık yaptılar. Ve şu anda Türkiye’de en düşük emekli maaşı 23 bin 500 lira. Ortalama emekli maaşı 27 bin lira. Yani herkesi en aşağıda birleştirmeye çalıştılar. Her kademeden emeklinin derdi büyük. Ama ümit ediyoruz YENİ Parti iktidar olduğu dönemde önce 1 asgari ücret, zaten temel kuralı şu. YENİ Parti iktidarında hiçbir maaş, asgari ücretin altında olmayacak. Devlet esnafa diyor ki ‘Asgari ücretin altında maaş verirsen tepene binerim.’ Ama kendisi emeklisine asgari ücretin altında maaş veriyor. Yetimine, duluna, engellisine, şehit ailesine asgari ücretin altında maaş bağlıyor.

YENİ Parti’nin iktidarında hiçbir maaş, asgari ücretin altında olmayacak. Asgari ücret 1 yıl alınan ve 1 yıl sonra kıdemle birlikte hızla uzaklaşılan bir ücret noktasına gelecek. Ve herkesin ama herkesin yıllarca bu ülke için emek vermiş, dirsek çürütmüş, elleri nasırlanmış herkesin hak ettiği gibi bir yaşamı olacak. Sadece maaşla da değil hem sağlık hizmetleri ile şimdi şunu biliyorsunuz, hastanede ayrı para, eczanede ayrı para, maaştan ayrı kesiliyor para. ‘İlacın en ucuzunu vererim, o yok, arasındakinin farkını senden isterim.’ Bunların tamamını ortadan kaldıracağız. Teyzem diyor ki ‘Günlerce telefon başına randevu bekleniyor, aylar sonrasına randevu veriliyor.’ Koca koca şehirlerde yani Sinop’a gidiyorum ‘şu uzmanı eksik.’ Bir başka şehre, Kastamonu’ya gidiyorum, ‘bu uzmanı eksik.’ Yalova’da devlet hastanesini sorsan bir başka uzman yok. ‘Binalar büyük’ diyor ‘İçinde sağlık personeli yok.’ O yüzden biz bütün gücümüzle hem sağlık sorunlarını hem maaş sorununu hem diğer sosyal yaşamda yani Almanya’nın, Avrupa’nın emeklileri emekli maaşlarıyla Türkiye’de tatil yapıyorlar, bizim emeklimiz evladının yanına gelemiyor tatilde. Kendisi memleketine gitmek istiyor, gidemiyor. Memleketin hiçbir güzelliğinden istifade edemiyorlar. Biz, Türkiye’yi emekliler için çile çekilen bir yer olmaktan çıkarıp hem emeklileri bir kez daha toplumun baş tacı hem de Türkiye’yi emekliler için çile çekilecek değil, yaşanan güçlüklerden sonra sefası sürülecek bir yer haline getireceğiz. Size söz veriyoruz.

“PARTİMİZİN KURULUŞ TALİMATI MİLLETTEN GELDİ”

Zaten birazdan da çıkacağız, yürüyeceğiz. Biz yürürken yolu millete sorduk. Millet dedi ki ‘İlk önce mücadele et’, ettik. Sonra dedi ki ‘Bu kötülükle mücadele et, sonuç vermeyecek. Yeni bir yol açalım’, yeni bir yol açtık. Yeni bir parti kurduk. Partimizin kuruluş talimatı milletten. Partimizin adını millet koydu. Partimizin otobüsünü bile, ‘Teyzem sağ olsun’ diyorum ya, millet aldı. Partimizin bütçesini kıt kanaat imkanlarıyla millet oluşturdu. İnşallah milletimizle hep birlikte iktidara yürüyeceğiz, bu seçimleri kazanacağız. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Türkiye çapında partimizin en yaşlı üyesi, Cumhuriyet Halk Partisi’nde 80 yıl kayıtlı kalıp, partimize yapılan butlan kötülüğü ile birlikte istifa edip YENİ Parti’ye geçen üyemize kabul buyurursa kendi rozetimi hediye ediyorum.”

“BU HAKSIZLIĞIN ADI, AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİDİR”

Özel, emeklilerle buluşmasının ardından yurttaşlarla birlikte Yalova Gazipaşa Caddesi’nde yürüdükten sonra toplanan kalabalığa hitap etti.

Partisine katılan Subaşı Belde Belediye Başkanı Turan Canbay’a rozetini takan Özel, burada yaptığı konuşmada, “Değerli Yalovalılar, bugün kışa gelirken, yazdan sonra Yalova’nın en güzel günlerinden bir tanesinde sabahın erken saatlerinde önce bir kivi bahçesinde dertleri dinledik. Gördük ki umut yenidedir, YENİ Parti’dedir. Sonra gittik, çiçek üreticileri ile bir araya geldik. Onların sorunlarını dinledik, kendimizi anlattık. Gördük ki umut yenidedir, YENİ Parti’dedir. Biraz önce 50 kadar emeklimizle bir çay bahçesinde sohbet yapacağız dediler. Gittik, gördük ki 500 emeklinin bizi beklediğini gördük. Tarihte görülmemiş bir haksızlığa uğrayanlar, bu memleket için elleri nasırlanan, dirsekleri çürüyen, gözlük camları büyüyen ve emekli olunca dünya siyaset tarihinin en büyük haksızlığına, en büyük vefasızlığına uğrayan emeklilerimizle kucaklaştık. Onların da umudu yenidedir, YENİ Parti’dedir” dedi.

YENİ Parti lideri şöyle devam etti:

“Recep Tayyip Erdoğan 1974 yılında sigortalı olmuş. Kendi söyledi, dedi ki ‘Emekçi arkadaşlarım ben de ilk maaşımı aldığımda sizin sıkıntılarınızı çekiyordum.’ Dedim ‘Yalan. Doğru değil. Dönüp bakacağım.’ Döndüm baktım, 1974’te sigortalı olmuş. 1974’te ilk ödenen maaşı bin 200 liraymış. Döndüm baktım, o tarihte çeyrek altın 128 liraymış. Bu devlet, Karaoğlan, Ecevit ona ilk asgari ücretini ödediğinde 9,5 çeyrek altın alıyormuş, bugün onun verdiği asgari ücretle 2,5 çeyrek altın alınıyor. İşte size Recep Tayyip Erdoğan. Onun için bugün iktidara geldiğinde 8 çeyrek altın alan emekli 2 çeyrek altın alıyorsa, 7,5 çeyrek altın alan asgari ücretli bugün 2,5 çeyrek altın alıyorsa; bu haksızlığın adı AK Parti’nin kara düzenidir. Bu düzeni değiştirecek YENİ Parti.

Yalova’da ayrı ayrı konuştuk ama örneğin kivi üreticileri, 1989’da başlamış burada kivi üretmenin denenmesi. Ne güzel bir iş, Çin’den ürün gelmiş, Yalova’da yüksek verimle yetişmiş, yıllarca para kazandırmış. Ama ne zaman son 19 yılda her gün güçlükler artmış, geçen sene İran’dan izinsiz, kaçak kivinin gelmesine göz yumulmuş. Ve bugün burada 90 liraya satılacak kivi, 40 lira olmuş. Borçlar büyümüş, faizler büyümüş ve üreticiler en sıkıntılı günlerini yaşamış. Tarımın neresine bakarsanız; Bursa’da incirde, şeftalide, erikte, Manisa’da üzümde Rize’de çayda, Trabzon’da, Ordu’da, Giresun’da fındıkta, Gaziantep’te fıstıkta, İç Anadolu’da, Trakya’da buğdayda hububatta herkes perişan. Bu çünkü bu ülke kanununda yüzde 1 yazan desteklemenin, bütçe yaparken beşte birini koyduğu için bu hükümet; yine bu ülkeden mazot fiyatları yatla, kotrayla gezene ÖTV’siz, KDV’sizken, traktöre koymaya gelince vergi alındığı için, doğru ürüne doğru yönlendirme yapılmadığı için, Devlet Planlama Teşkilatı kapatıldığı, plansız üretim olduğu için, çiftçinin kendi kuruluşlarının içi boşaltıldığı için, kartellere yalnız bırakıldığı, terk edildiği için çiftçi tarihinin en kötü günlerini yaşamaktadır. Yalova’dan bir kez daha söylüyoruz ki AK Parti’nin karar düzenine inat, YENİ Parti’nin yeni düzeninde böyle köprüye geçiş garantisi değil, çiftçiye geçim garantisi vereceğiz, geçim garantisi. Bunun adı, bu geçiş garantisi, geçim garantisinin adı; doğru ürüne yönlendirme, taban fiyatın altındaki işlemi kati suretle yasaklama, cezalandırma, ürüne devlet güvenceli alım garantisi, ihracat ürününe karteller karşısında destek verme garantisi ve Türkiye’de artık gıda enflasyonunun belinin kırılması, bir yandan da çiftçinin yeniden desteklenmesi, AK Parti’nin kara düzenine karşı YENİ Parti’nin halkı, milleti, devleti koruyan yeni düzenidir. Bunu herkes böyle bilsin.”

“YENİ PARTİ MUHALEFETLE YETİNMEYENLERİN PARTİSİDİR”

YENİ Parti’nin kapısı herkese açık. Biraz önce 103 yaşında, 1946’da CHP’ye üye olup, 80 yıl kalıp, partimize yapılan kötülükle ayrılıp YENİ Parti’nin üyesi olan 103 yaşındaki Abdurrahman amcama taktık. Dün 18 yaşını doldurmuş YENİ Parti üyesi olmuş kardeşime rozet taktık. YENİ Parti her yaştan gençlerin partisidir. Her yaştan gençlerin. YENİ Parti bilhassa ev kadınlarından partisidir. YENİ Parti ev kadınlarına da bir büyük umut olmuştur. YENİ Parti’nin programında her mahalleye kreş vardır. Her kadına istihdama katılma şansı vardır. Kreş yapamadığın, iş bulamadığın ya da çocuğuna, engellisine, hastasına bakıyor diye evde kalan kadının, ev kadınının geride kalmasına, umudunu kaybetmesine izin yoktur. YENİ Parti ev kadınlarını sigortalı bir işe kavuşturmuyorsa sigorta primini devlet yatıracak ve tüm kadınlar emeklilik hakkına sahip olacaktır. Geçen hafta Ardahan’daydım. Bir köydeydim. ‘Beş çocuğu eşimle büyüttük, şimdi birine evlendirmeye cesaret edemiyoruz, kendilerine bakamazlar’ diyen bir teyze dedi ki, ‘Özgür Bey, evladım YENİ Parti iktidar olduğunda yakını olanın, dayısı olanın değil, arkada kalanın öne geçeceği bir düzen kursun’ dedi. Arkada kalanın. YENİ Parti kimseyi geride bırakmayan, arkadaşlarını satmayan, iktidarın kayığına binmeyen ve muhalefetle yetinmeyenlerin partisidir. Biz YENİ Parti’yi bir partimiz olsun diye değil, iktidar olsun diye kurduk.

“MUHALEFET OLMAYI KABUL ETSEYDİM, ÖNCEKİ GÖREVİMDEYDİM”

YENİ Parti’de her görevin bir dönem sınırı vardır. Milletvekilliğinde iki dönem sınırı vardır, parti içi görevlerde üç dönem sınırı vardır. Genel Başkan hepsine tabiidir, ama esas bir sınırlamaya tabiidir. YENİ Parti’nin Genel Başkanı girdiği seçimden partiyi birinci parti yapmıyorsa, iktidar olmuyorsa, o koltukta bir gün daha oturmaya yüzü yoktur. Hemen o görevi bırakacaktır. 2023’te, 4-5 Kasım’da bunu söyledim. Beş ay sonra girdiğimiz seçimde o günkü partimizi 47 yıl sonra birinci parti yaptık. O günkü partimiz AK Parti’yi kurulduğu günden bu yana ilk kez yendi. Buradan söylüyorum. Yapılacak seçimlerde muhalefet olmayı kabul etseydim, önceki görevimdeydim. Ne butlan gelirdi, ne üstümüze sırtlanlar saldırabilirdi. Ama YENİ Parti muhalefeti reddedenlerin, iktidara yürüyenlerin partisidir.

Burası Yalova. 2014’te 7-8 farkla seçimin bittiği, AK Parti’nin sonucu kabul etmediği, seçimleri iptal ettirdiği, benim de gelip kapı kapı çalıştığım ve sonra seçimi hep birlikte kazandığımız, ibret alınması gereken bir yer. Ama AK Parti Yalova’dan ibret almak yerine Yalova’nın iradesine kafa tutmayı tercih etmiştir. Belediye başkanlarımızla uğraşmıştır. İftiralarla onlara görevden uzaklaştırmıştır. Kendilerinin ihbar ettiği meselede onları suçlu gibi gösterip Yalova’ya geçen dönem çökmüştür. Ama ne siz ne biz Yalova’nın iradesini asla AK Parti’ye esir bırakmadık ve bu seçimlerde her iki Yalovalının birinin oyunu alarak Yalova’da tarih yazdık, yazmaya devam edeceğiz. Yazmaya devam edeceğiz. Ve şunu söylüyoruz. Yalova kimi diyorsa Yalova’yı o yönetecek. İstanbul kimi diyorsa İstanbul’u o yönetecek. Buna direnip İstanbul’da seçim iptal edenler, milletin demokrasi tokadından akıllanmadılar. Millete ‘Osmanlı tokadı atacağız’ diyenler milletten demokrasi tokadını yediler. Seçimleri 13 bin 600 farkla iptal edip ‘Haziranda geliyor Osmanlı tokadı’ diyenlere, millet ensesine demokrasi tokadı 806 bin farkla vurdu. Durmadılar, beş yıl kötülük yaptılar. Millet 1 milyon 150 bin farkla İstanbul’u tekrar Ekrem İmamoğlu’na emanet etti. Ama durmadılar, bu iradeye diklendiler. 19 Mart darbesini yaptılar. Ekrem Başkan’ı 1,5 yıldır içeride tutuyorlar.

ERDOĞAN’A SESLENDİ

Buradan Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Şimdi kendisi seçimleri atlatılacak bir engel, bir zorluk, bir sıkıntı olarak görüyor. Millet çıkmış 1,5 yıl sonrasına seçim tarihi söylüyor, hem de seçimleri erkene birazcık alıp onu aday yapacaklarının şimdiden yolunu yapmaya çalışıyor. Buradan böyle millete rağmen hesap yapanlara söylüyorum. Millete rağmen milletin vekilinin oyunu kendi cebinde çantada keklik sayanlara söylüyorum. Bu milletten ya kaçmayacaksınız karşımıza çıkacaksınız ya da o gün gelince avucunuzu yalayacaksınız, avucunuzu. Aydın’da kumpas kurdular, sokağa çıkamıyorlar, oyları yüzde 18’e düşmüş. Yüzde 60’la Aydın’da milletin itirazı iktidarda. Millet sandık sabrı gösteriyor. Nerede milli irademize saldırdılarsa, millet bunun karşısında günü gelince defterlerini dürmek üzere sabır gösteriyor. Ben de canı sıkılan ve umutsuzluğa kapılan herkese söylüyorum. Ne kötülük yaparsa yapsınlar dimdik ayaktayız. Ama sizinle birlikteyiz. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar o sandığa varacağız, o iktidarı alacağız. Kalabalıklarımızın, yürüyüşümüzün onları nasıl rahatsız ettiğini görüyoruz. Sürekli trollerle, sürekli saldırarak, kumpaslar kurarak bizimle uğraştıklarını görüyoruz. Aman nafile. Bilmedikleri bir şey var. Bilmedikleri bir şey. Bu millet birine sahip çıkarsa, bu millet bir partiye sahip çıkarsa, bu millet bir fikre, bir kadroya sahip çıkarsa; bu milletin kararını hiçbir kumpas, hiçbir kuvvet değiştiremez. Değiştiremeyecek.”

Gördüğüm bu sevgiye, bu ilgiye, her birinizin bu mücadelesine minnettarım. Partimizi siz kurdunuz, adını siz koydunuz, bütçesini siz koydunuz. Sizinle birlikte adım adım iktidara yürüyoruz. Bu kent, Atatürk’ün ‘Benim memleketimdir’ dediği kenttir. Bu kent, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gözbebeğidir, gözünün nurudur. Bu kent, Cumhuriyet’in nazar boncuğudur. Bu kent, ülkesini, vatanını, milletini, bayrağını, atasını sevenlerin güzel kentidir. YENİ Parti’nin hem Yalova’da, hem Türkiye’de kapıları tüm demokratlara açıktır. Muhafazakar demokratlarla, geçmişte AK Parti‘ye oy versin – vermesin tüm muhafazakârlarla, tüm milliyetçilerle, Kürt demokratlarla, sosyalist demokratlarla, liberal demokratlarla yeter ki bu vatanın, milletin bölünmez bütünlüğüyle, bayrağıyla, anayasasıyla, Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle sorunu olmayan tüm demokratlara kapımız açıktır. YENİ Parti onlarındır. Partide değil, başka partilerdeyse onlar da kardeş partimizdir. Eninde sonunda YENİ Parti, Gazi’nin istediği gibi bir ülkede iktidara gelecektir, eninde sonunda kötülüğü yenecektir. Buna inanıyorum, her birinize ayrı ayrı güveniyorum. İyi ki varsınız. Görebildiğimi gördüm. İsteyenle çektirebildiğim kadarıyla fotoğraf çektirdim. Dokunabildiğime dokundum. Ulaşmak isteyip ulaşamayan hakkını helal etsin. Hepinizi çok seviyorum, hepinizi çok seviyorum. Bütün Yalova’yı çok seviyoruz. Ayrı ayrı ilçeler, beldeler selam istiyor. Tüm beldelere, tüm ilçelere, Yalova’nın tüm güzel insanlarına yürekten selam söylüyorum. Hepinizi çok seviyoruz. Yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun. Hep birlikte yürüyelim arkadaşlar. Var mıyız? Var mıyız? Yürüyelim arkadaşlar.”