Connect with us

Editörden

Bir tutam Yeşilçam iİki dram

Published

on

Sinemada dram, senaristin bizi ağlatmak istediği eylem sanatıdır.

Ekranlardaki “kopya” furyasından sıkıldığımızı bir önceki yazımda ifade etmiştim hatırlarsanız.

İzleyicinin sıkıldığını keşfeden televizyon sektörü de izleyici gibi arayış içinde. Dijital platformlardaki bol küfürlü +18’lik film ve dizilerle de rekabete giremeyince mega kanallar, Yeşilçam Sokağına girmeyi tercih ediyor.

Uzun bir süredir Yeşilçam esintili diziler ekrana geliyor. Karar vericiler, izleyici profili ve reklam pastasını göz önünde tutarak yeni yapımlara imza atıyor. İzleyici kimisine “yürü ya dizim” diyor, kimisine ekranı zehir ediyor.

Hamurun kıvamını tutturmak isteyen yapımcılar çareyi, bir tutam Yeşilçam, bir tutam dram, bir tutam Alpaçino, bir tutam göğüs çatalı, bir tutam çorapsız bacak karışımı ile reyting canavarını aşmakta arıyor.

Göğüs çatalı ve çorapsız bacak deyince bir parantez açıp yine ayrı bir yazı konusu olacak dizilere dikkatinizi çekmek isterim.

Aralarında bazı siyasilerin takdirine mazhar olan mafyatik dizilerdeki aile ortamı sahnelerde bile kadın karakterlerin podyumdan fırlamış gibi durması da yoruma muhtaç.

Dönelim Yeşilçam esintili dizilere.

Yeşilçam, X, Y ve kısmen Z kuşağının DNA’sına işlemiş bir sinema kültürüdür.

Modern çağ dizilerde bile çoğu zaman can kurtaran simididir. Bugün pek çok dizide Yeşilçam izine rastlamak mümkün. Ama biz iki diziyi merkeze alacağız. İkisi de aynı televizyon kanalında yayınlanan “Çirkin” ve “Sevdiğim Sensin” dizileri.

Sosyal medyada şöyle bir tarama yapınca gördüm ki izleyici, bu iki dizinin birbirinin kopyası olup olmadığını tartışıyor.

İki diziyi de birinci bölümünden itibaren izlemeye gayret ediyorum. İki dizinin benzerlikleri var. İkisinde de Yeşilçam dozu abartılmış durumda.

“Çirkin” ve “Sevdiğim Sensin” dizilerinde Yeşilçam’ın değişmez kurallarından, “imkansız aşk” var; “Fakir kız zengin erkek” var; “İyi kızın kötü dünya ile savaşı” var; “Saf ve temiz kadın” karakteri var; “Sınıf farkı” var: “Kötü karakterlerin baskın olması” ve “Tesadüfler örgüsü” var.

Hatta “Çirkin” dizisinde Yeşilçam atmosferini yansıtan Ankara’nın ünlü “Süreyya Gazinosu”nu çağrıştıran “Süreyya Pera” adlı mekanın varlığı diziye Yeşilçam damgası vurmaya yetiyor da artıyor bile.

“Çirkin” dizisindeki Yeşilçam izlerini “Sevdiğim Sensin”de de görmek mümkün. “Sevdiğim Sensin” de “Çirkin” gibi modern bir yapım olsa da, duygusal anlatım tarzı ve bazı hikâye kalıpları açısından Yeşilçam geleneğinden derin izler taşıyor.

Her iki dizinin de başroldeki kadın karakteri, giyimi, kuşamı, eğitimi ve sosyal konumu ile Yeşilçam’dan fırlamış. İki dizinin de kadın başrol oyuncularının başarılı olduğunu ve dizileri onların sürüklediğini söyleyebilirim. İkisi de izleyiciyi Yeşilçam kıvamında ağlatmak için gerekli donanıma sahip.

Profilleri zayıfmış gibi dursa da iki dizide de tüm entrikalar onların etrafında dönüyor ve sonuçta onları etkiliyor.

İkisinin de önceliği sevmek. Toplumsal statü umurlarında değil. Acı ve gözyaşı ile yaşayıp büyüyünce intikamlarını alacakmış gibi bir duruşları da yok değil. Tabi bu ya da benzeri bir finali reyting canavarı izin verirse görebileceğiz!

Yeşilçam dozu iki dizide biraz abartılmış durumda. Doz fazla olsa da iki dizi için aşı tutmuş gibi görünüyor.

Şu anda iki iddialı dizi aynı televizyon kanalında yayınlanıyor. Hangisi tökezlerse bilin ki nedeni vahşi kapitalizmdir!