Connect with us

Editörden

Gecikmiş bir yazı…

Published

on

[email protected]

John Wick seri filmlerinin kahramanı John Wick, dördüncüsü çekilen serinin tamamında yaklaşık 430 kişiyi öldürmüşRambo filmlerinin kahramanı ise 500 kişiyi öldürmüş…

Bu rakamlar, bu filmlerin fanları tarafından sahneler kare kare taranarak elde edilmiş.

Bir de 1970’li yıllara damga vuran uzak doğu sinemasının “Tek kollu Kahraman” seri fimlerinin başrol oyuncusu Vang Yu (Wang Zhengquan) var. Türkiye başta olmak üzere tüm dünyada Kung-fu akımının yayılmasında simge isimlerden biri. O da film icabı az katliam yapmamış!

Bilim kurgu, felaket ya da Epik filmlerde ise öldürülen insan sayısının haddi hesabı yok…

14 Nisan 2026’da Siverek’te, bir gün sonra Kahramanmaraş’ta yaşanan kanlı okul baskınlarından hemen sonra Devlet, “yasak” mekanizmasını çalıştırdı. Önce medya haberlerine kısıtlama getirildi, ardından sosyal medyada takip başladı ve RTÜK hazretleri, televizyon kanallarının kulağına yayındaki bazı dizileri geçici olarak yayından kaldırmalarını fısıldadı.

Televizyon kanalları, şiddet içeren dizilerin yeni bölümlerini yayın günü ve saatinde yayınlamadı ama gündüz kuşağında eski bölümlerini yayınlamaya devam etti! Kimse de “Siz ne yapıyorsunuz?” demedi.

Toplumdaki korku ve endişeyi yatıştırmak babından fatura televizyon kanallarına ve dizilere kesildi. Dijital platformlardaki kimi diziler katalogdan çıkartıldı. “Yeraltı” ve “Eşref Rüya” dizileri nedeniyle kanallara idari para cezası kesildi. Bu dizilerin senaryolarında revizyona gidilmesi tartışıldı. Ama kimse “Hepten yayından kaldırılsın” demedi.

Koca koca bankalar, senaryolarda değişime gidilmezse reklam vermeyeceklerini ilan etti.

Sonuç?

Klasik “Cambaza bak cambaza” hikayesi!

John Wick ve Rambo filmlerinin yanında son derece masum kalan Türk dizileri yayın akışından çıkartılıp, para cezası verilirken aynı günlerde John Wick serisinden birinin ekrana gelmesi tam da cambaza bak cambaza dedirten cinstendi!

Bu yazıda amaç, Rambo ya da John Wick filmleri üzerinden yerli dizileri haklı çıkarmak değil.

RTÜK içerik derecelendirme sembolleri, Akıllı İşaretler bar kapısı gibi. Hiçbir işlevselliği yok. Saat 21.30’da ekranlara gelen “İyi uykular çocuklar” anonsu ile çocuklar uyumuyor maalesef!

Okul saldırılarını sebep sonuç açısından değerlendirecek olursak, ismini vermeyeceğim dijital ortamdaki pek çok uygulama, ekranlardaki dizilerden çok daha tehlikeli.

Bu tehlike ekranlarda birkaç gün tartışıldı. Gel gör ki, bu tartışmalar reklam getirmediği için çok da uzun sürmedi. Olaylar 14-15 Nisan’da yaşandı. Bugün 15 Mayıs. Kanlı baskınları unuttuk mu? Unuttuk!

Olayın yaşandığı gün iktidar Kahramanmaraş’a bakan çıkarması yaptı. Yapılan ilk incelemelerden sonra bakanlar, tespih tanesi gibi kameraların karşısına geçip açıklama yaptı. Tüm bakanların başı dikti. Sadece Milli Eğitim Bakanı’nın duruşu eğikti!

Yerel bazda kamuda çalışan birkaç kişi görevden alındı. 20 kişi de gözaltına alındı. Ama Ankara’da suçlu bulunamadı! Tek suçlu vardı televizyon dizileri. RTÜK de üzerine düşeni yaptı. Kesti cezayı.

Peki,

RTÜK’ün ceza verdiği diziyi bir siyasi önderin alenen övüp, ödüllendirmesine ne buyurursunuz? O taltifleri, hediyeleri terazinin hangi kefesine koyacağız?

İş bu noktada siyasi polemik konusu olduğu için bendeniz kulvar değiştiriyorum ve diyorum ki, iyi bir televizyon izleyicisi olduğu ortaya çıkan Sayın Devlet Bahçeli, diziler karşısında adil davranmamıştır.

Benim gibi sıradan bir izleyicinin farklı kanallardaki diziler karşısında adil olmasını bekleyemezsiniz. Kimisini eleştiririm, kimisini severim. Ama Sayın Bahçeli’nin siyasi bir aktör olarak benim gibi davranmasını bekleyemezsiniz.

Hep merak etmişimdir. “Yeraltı” dizisindeki “Bozo” karakterini seven Bahçeli, “Eşref Rüya” dizisindeki “Eşref”i neden sevmemiştir, ya da itibar etmemiştir?

86 milyonluk bir ülkenin kaderine yön veren siyasi aktör olarak sarfettiğiniz her sözcük ve cümle ne kadar kıymetli ise 86 milyonun izlediği bir televizyon dizisindeki kahramanla ilgili sarfettiğiniz sözler de o derece kıymetlidir.

Siyasi rakipleriniz ve medya gibi vatandaş da bir televizyon dizisi ve onun başrol oyuncusu için sarfettiğiniz sözlere derin anlamlar yükleyebilir.

Mesela, eğer Uraz Kaygılaroğlu ile siyasi ya da akrabalık bağınız yoksa dizide devletin istihbarat birimleri ile çalışan ve uyuşturucuya karşı savaş veren Haydar Ali karakterini canlandıran Deniz Can Aktaş’a değil de neden bir mafya liderine itibar ettiniz? İltifatınız sadece dizideki isminin “Bozkurt” olmasından mı kaynaklanıyordu?

“Eşref Rüya” dizisindeki Eşref karakteri de tıpkı “Bozo” gibi yeraltı dünyasının lideri olarak uyuşturucuya karşı savaşıyor. O da en az “Bozo” kadar film icabı “Milli!”

Gördüğünüz gibi tek sözcüğünüzden muhtelif yorumlar çıkabilir.

Benim kişisel yorumum, haber çerçevesindedir. Ama sizin yorumunuz, haksız rekabeti körükler! Ha bir de çocuklarda yanlış algı yaratabilir.

Okul saldırıları, diziler derken “konu ne ara siyasilere geldi?” diyebilirsiniz. Gelecek tabi. Her şey siyasetle başlayıp siyasetle bitiyor.

Çocuk ve eğitim derin, bilimsel araştırmalar gerektiren bir sorun. Çözümü zor. Amma velakin ekranlarda, dijital uygulamalarda kendilerine rol modeller bulan çocukların siyasi aktörlerden etkilenmediğini söylemek safdillik olur.

Soru şu:

Toplumda infial uyandıran olaylar sonrası siyasiler genellikle topu taca atar. Okul saldırılarında da suçlu medya oldu. Siyasilerin kurup, yöneticilerini siyasilerin atadığı kurum, televizyon kanallarına “sus” dedi.  Peki siyasilere kim “sus” diyecek?