Connect with us

Editörden

Pavyon: Bataklıkta hayal kurmaktır

Published

on

[email protected]

Malumunuz siyasette bir “pavyon” furyası aldı başını gidiyor.

Madem pavyon mevzu revaçta ben de bir pavyon yazısı yazayım istedim. 

Bakalım kalemimiz nerelere savrulacak…

Pavyon, kentli avamın eğlence kültürü.

Doğum yeri Ankara…

Gazino ile kıyaslanması abes.

Gazino bir kültür. Pavyonun kültür olduğu muallak.

Gazinoya eşinizden izin alarak gidebilirsiniz. Ama pavyona asla.

Pavyona hayalle girersiniz, sır olarak çıkarsınız.

Gazinoya ailece gidebilir. Sohbet edebilir, ünlü sanatçıların sahne performansına şahitlik edersiniz. Pavyonun müşterisi, yalnızca erkeklerdir. Avam bir güç ve itibar gösteri alanıdır.

Gazinodan eğlenmiş olarak çıkarsınız. Pavyondan çarpılmış olarak!

Sosyologlar, pavyon için, “Erkeklik kültürünün sergilendiği; yalnızlık ve sosyalleşme ihtiyaçlarının karşılandığı mekân” diyor.

Psikologlar da, “Erkekler pavyona ilgi görmek, kendini değerli hissetmek hayali ile gider” diyor.

Genelde de öyle olur.

Bin bir hayalle girersiniz. Masanız yalancı bir cennet, etrafınızdaki kadınlar birer huridir. Ama çıkışta kendinizi hep yalnız ve cebinizde taksi parası ararken bulursunuz.

Unutmayın pavyona hayalle giren borçlu çıkar.

Yukarıda çizdiğim, aylık maaşı ile pavyona giden herhangi bir çalışan profilidir.

Elbette sosyal statüye göre pavyona giriş ve çıkış tablosu değişir.

Şimdi izninizle onlardan iki örnek sunacağım…

İlki bir bardan.

Üç beş gazeteci arkadaş, bir dönem Ankara’nın Çankaya’daki ünlü barlarından biri  olan Kübar’dayız.

Sahnede genç ve güzel bir kadın şarkı söylüyor.

Sahne önündeki masalar tıkış tıkış.

Bir anda sahne önündeki masalar boşaltıldı, sahnenin tam karşısına, sanatçı ile göz teması sağlanacak mesafeye yıldırım hızıyla yüksek bir sehpa, bar taburesi kondu, çerez tabağı ile buzlu viski bardağı da özenle yerleştirildi.

Biz gazeteciler merakla olup biteni izliyoruz…

Ve itibarlı müşteri geldi.

Gelen dönemin muhafazakar partilerinden birinin ünlü bir milletvekiliydi.

Oturmadan ceketini çıkarttı, sonra uzun kollu beyaz gömleğinin kollarını dirseklerine kadar çemredi. Tam tabureye oturacakken biz gazetecilerle göz göze geldi.

Biz şaşırdık, o şok oldu!

Hangi zaman aralığında yaşandı bilmiyorum. Sanırım ışınlandı. Tabure de sehpa da milletvekili de saniyeler içinde yok oldu.

İkinci örneğim de yine aynı tarihlerden.

Gazeteci olarak yeni kurulan muhafazakâr partinin ismini ve kurucularını merak ediyoruz. Bendeniz de partinin kuruluş sürecinin içinde olan önemli bir kaynağımla devamlı temas halindeyim.

Gün içinde süreç tamamlandı. Parti kuruldu ama resmi açıklama ertesi güne bırakıldı. Geceyarısı saat 02.30 civarında kaynağımı bir kez daha aradım. Partinin ismi ve diğer ayrıntıları öğrenmek için.

“Küllük’teyim gel” dedi!

“Dalga mı geçiyorsun?” dedim.

“Yooo” dedi.

Gittim.

Küllük, Maltepe’deki Ankara’nın en ünlü pavyonlarından biri.

Kaynağım, 5-6 kişilik arkadaş grubuyla masada… Allah var. Haber kaynağım alkol almıyor. Ama en az yanındakiler kadar keyifli. Partinin ismini söyledi. Ayrıntıları anlattı. Hatta partinin internetteki isim hakkını alamadıklarından şikayet edip küfürler savurdu.

Hikayesini de anlattı…

Rahmete ermiş eski bir parti büyüğü, “Kurduğumuz parti kapatılırsa yerine kurulacak parti isimleri şunlar olsun” diyerek 6-7  isim tavsiye etmiş. Bu da dağılma riskine karşılık parti tabanına fısıldanmış.

Uyanık bir eski partili de gitmiş internetten o partilerin hepsinin isim hakkını almış. Listede yeni kurulan partinin isim hakkı da var.

O isim hakkını, yüklü bir paraya yeni partiye satmak istiyormuş. Vs vs.

Meslek hayatımda unutamadığım haberlerden biri pavyondan çıkmıştı anlayacağınız!

Kıssadan hisse: Pavyondan haber çıkar ama skandal çıkmaz!

Pavyon masası, siyasi pazarlıkların döndüğü, ikna masası değildir.

Pavyona gidenin pavyona gittiğini söyleyen kişi de pavyondadır.

Racondur. Pavyonun  dedikodusu olmaz.

“Benim annem senin anneni falanca yerde görmüş” hikayesine benzer.

Kavgada bile söylenmez.

Muhatabını aşağılamak için kullanılır.

Barutunuzun tükendiği noktada psikolojik savaşın silahıdır.

Dedikodusu önce aileyi, sonra mahalleyi yakar.

Pavyon, kişisel bir eğlence tarzıdır.

Siyasette pavyon, belden aşağı polemiktir…

Attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmez.